Lazer epilasyon hakkında merak edilenler

Dünyadaki ilk lazer cihazının 1964 yılında geliştirildiğini söylemiştik. Lazer’in geliştiridiği bu alan aslına bakılırsa endüstri alanıdır. Bu yılı takip eden zaman dilimi içerisinde, tekli kısa atım yapma niteliğine sahip aygıtlar icat edildi. Ve böylelikle lazer ışını tıbbi alanda kullanılmaya başlandı. 1980’li yıllar, lazer cihazlarının teknolojik açıdan ilerletilmesinde, büyük bir hızlanmanın yaşandığı yıllar olmuştur. Amerika’ın ünli kurumu FDA, 1988 yılındaki bir hastalığın tedavisi için “Dye lazer” kullanımına izin verdi ki, bu hastalık doğuştan gelen bir damar hastalığından başka bir şey değildi. Böylece, lazer ışınlarının kullanım alanı ve yöntemlerin ilerletilmesi çalışmaları gittikçe daha yoğun bir biçim almaya başladı. Bugün, lazer ışını tedavisi, kılcal damarların tedavi edilmesinden tutun vücudunuzdaki lekelerin ve dövmelerin çıkarılmasına kadar birçok farklı alanda yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Bu bağlamda, lazer cihazlarının kullanımı açısından, 1994 yılı da özel bir gelişmenin yaşandığı bir döneme denk düşmektedir. Bu yıl içerisinde ilk kez IPL cihazı geliştirilmiş ve piyasaya sürülmüştür. Bu cihaz ile birlikte, epilasyon işlemlerinin özel bir türü olarak adlandırılacak ve adına aynı zamanda “foto epilasyon” denilen bir işlem türü geliştirildi. Ancak gelgelelim beklenilen sonuçlara bu aygıt ile ulaşılması pek mümkün olmadı çünkü bu alet fazlaca olumsuz yan etkiye sahipti. Bu aletin olumsuz sonuçlarının görülmesi ile birlikte geliştirilen Ruby, Diode, Nd:yag ve Alexandrite tipi lazerler, lazer epilasyon için farklı bir dönemin başladığının işaretiydi. Peki lazer aygıtları geliştirilirken asıl amaçlanan şey tam olarak neydi? Bu amaç, tam anlamıyla, kıllarımızın yapısında bulunan ve melanin ismi verilen boya maddesinin lazer ışınlarını emmesi ve bu sayede ortaya çıkan ısı enerjisinin kıllarımızın yeniden üremesine yardımcı olan kök hücreleri tahrip etmesini sağlamaktır. Bu amaca ulaşılabilmesi adına, lazer ışını tarafından gönderilen ışınların melanin aracılığıyla rahatça emilebilmesi için, en uygun lazer dalga boyunun seçilmesi gerekmektedir. Biraz önce gelişim aşamalarında ortaya çıktığını söylediğimiz “Ruby”, “Alexandrite”, “Diode” ve “Nd:yag” tipi aygıtlar, buradaki sırasıyla melaninin en çok emdiği ışından en az emdiği ışına göre sıralanmıştır. (25)
Lazer cihazlarının elli yıllık gelişim tarihi aslına bakılırsa sağlık ve estetik alanında devrimci dönüşümlere yol açmıştır. Bu teknolojiler her geçen gün artan oranda geliştirilmektedir. Ve bu gelişim, sağlığınız için daha güvenli aletlerin üretilmesi biçiminde olmaktadır. Bugünün dünyasında, damarsal lezyonlardan ve kırışıklıkların düzeltilmesinden tutun da lekeler ve sivilce izlerinin silinmesine kadar birçok farklı tedavi yapılırken epilasyon cihazlarından faydalanılmaktadır. Lazer ışının özellikleri, (1) tek renkli olması, (2) düz ve belirli bir yoğunluktaki enerjiye sahip, bir ışık demetini yansıtabilmesidir. Lazer ışınları yapıları itibariyle güçlüdürler çünkü ancak bu sayede hedefledikleri kıl ya da tüy köklerini tahrip edebilirler. Bu işlemi yaparken de, hedeflenen noktanın çevresinde yer etmiş dokuların hiçbirisine zarar vermeme gibi olumlu bir özelliğe sahiptir. Böylece sadece tüylerin kaldırılması hedefine başarılı bir biçimde ulaşılmış olunmaktadır. Peki istenmeyen tüylerinizden kalıcı bir şekilde kurtulmak istiyorsannız, kaç seans epilasyon tedavisi görmeniz gerekmektedir? İlk elden şunu söyleyelim ki, tek bir seanslık tedavi ile istediğiniz sonuca yani tüm istenmeyen kıllarınızdan ve tüylerinizden kurtulma sonucuna ulaşmanız henüz kullanılan teknikler ile mümkün değildir. Böylesi bir işlemin tek seansta sonuçlandırılamaması, vücudumuzdaki kıl döngülerinin zamansallığı ile de çok yakından ilişkilidir. Şöyle ki, her türden kılımız ya da tüyümüz aynı anda deri üstüne çıkmamaktadır. Bir başka deyişle, derinizin üst kısımlarında yaşadığı belirgin bir biçimde belli olan kıllar ve tüyler olduğu gibi, deri altında da yaşamayı ve deri üstüne çıkmayı bekleyen kıllar ve tüyler de mevcuttur. Kıllar ya da tüyler, ilk önce büyürler, sonra belirli bir süre deri üstünde yaşarlar ki buna “dinlenme” ismi verilmektedir. En sonu ise evrimlerini tamamlayıp dökülürler. Bu yüzden kılların ve tüylerin yaşam evreleri 3’lü bir aşamadan geçmektedir demek mümkündür. Lazer ışını işlemleri ise tam olarak kıllarımızın büyümesi evresinde en etkin biçimde kullanılabilmektedir. Bu fizyolojik sebepten ötürü, istenmeyen kıllarımızdan ve tüylerimizden bir seanslık bir tedavi süresinde kurtulmamız pek olası bir iş değildir. Bir tüy ya da kıl, büyüme döneminde iken, lazer epilasyon işlemine tabi tutulursa, o tüy ya da kıldan sonsuza kadar kurtulmuş olmanız mümkündür. Her tüy ya da kıl büyüme evresinde yaşamadığı için, ilk seans sadece büyüme evresindeki kılları ya da tüyleri yok edecektir ve bu da deri atında yaşayan kılların ve tüylerin çıkması için belirli bir zaman diliminin geçmesini beklemek anlamına gelmektedir. Bu seanslar arası zaman dilimi cerrahınız tarafından belirlenecektir ama ortamala olarak 1 ya da 2 aylık bir ara verilmesi yeterli olmaktadır. Böyle bir aralıktan sonra kıllarınızın ya da tüylerinizin bir kısmı büyüme evresine girmiş olacaktır. Böylece lazer epilasyon işlemine tabi tutulmaları mümkün bir hal alacaktır. Eğer bir kıl ya da tüy henüz büyüme dönemine girmemişse ve bu kıla ya da tüye epilasyon ışınları ile tedavi yapılırsa, kıl ya da tüy sanki tütsüye bandırılmış bir hal alacaktır. Böylece lazer ışınları kıl ya da tüy köküne ulaşamazlar ve epilasyonda amacına erişememil olur. Ancak yukarıda söylediğimiz evreler göz önüne alınırsa, yani kılların ve tüylerin yaşam evreleri dikkate alınırsa, o zaman başarılı bir lazer epilason işlemi gerçekleştirilmiş olunur. Bu da tek seanslık bir işlem ile başarılı sonuçlara ulaşamayacağınızın bir başka göstergesidir. (38)
Yukarıda anlattığımız gelişim süreci ve ameliyatların yapılacağı koşullar göz önüne alınırsa, lazer epilasyon işlemlerinin seansları, ilk olarak kıllarınızın ve tüylerinizin yuva yaptığı yere göre değişik biçimler alacaktır. Ayrıca lazer epilasyon işlemlerinin ne kadarlık bir seans süresi alacağı, tedavi edilecek hastanın kalıtımsal özelliklerine göre de değişmektedir. Ortalama bir hasta için seans sayısı, yaklaşık olarak 3 – 8 arasında değişmektedir. Bu seanslar arasında yine yaklaşık 2’şer aylık zaman dilimlerinin bulunması önerilmektedir. Derinizin üzerinde yarım santimlik bir uzunluğa ulaşmış olan bütün kıllar ve tüyler, daha fazla uzamasını beklemeden, lazer işlemine sokulabilir. Bu tip durumlarda seanslar arası zaman diliminin 1’er aylık periyotlar ile yapılması önerilebilir. Lazer epilasyon işleminin uygulanabileceği kişiler hangi özelliklere sahip olmalıdır? Bunları şöyle sıralayabiliriz: (1) İlk olarak bu tedaviye ihtiyaç duyan hastanın 13 yaşından büyük olması gerekmektedir, (2) hastanın tüylenme yapısı lazer epilasyon ile uyumlu olmalıdır, (3) Kıl ve tüy renklerinin cilt renginden belirgin bir biçimde farklı olması, hastanın tedaviden alacağı verimi en üst seviyeye çıkarmaktadır, ve son olarak (4) Hastaların ışığa karşı aşırı duyarlılıklarının olmaması gerekmektedir. Bu dört özelliğe sahip olan tüm hastalar için lazer epilasyon işlemi yapılmasının önünde herhangi bir engel yoktur. Peki lazer ışınlarının vücüdunuza temas etmesi herhangi bir olumsuz yan etkiye/etkilere yol açabilir mi? Lazer epilasyon işlemlerinin temel olarak vücunuzdaki istenmeyen kılları ve tüyleri hedef aldığını yukarıda söylemiştik. Ancak bu işlemlerin profesyonel cerrahlar tarafından uygulanması, sağlığınız açısından çok büyük bir önem arz etmektedir. Bir başka deyişle, işlemler amatör kişilerce değil de uzman doktorlar tarafından yapıldığında, hiçbir dokunuza zarar gelmesi söz konusu değildir. Eğer uzman olmayan kişiler tarafından sağlıksız koşullarda işleme sokulursanız, ortaya çıkması muhtemel olan en kötü olumsuz durum ile yani cilt lekeleri ile karşılaşmanız işten bile sayılmayacaktır. Bu lekeler belirli durumlarda kalıcı olabilir. Lazer işlemlerinin kıl ya da tüy köklerinin lazer ışınları ile yeterince ısıtılıp tahrip edilmesi üzerine kurulu olduğunu biliyoruz. Bu işlemler yapılırken hedeflenen bölgenin dışında kalan bölgelerin zarar görmemesi için yeterince çabalanmalıdır. Örneğin, cildinizin üst tabakasını kötücül bir şekilde etkilememek için, bu lazer epilasyon işlemleri yapıldığı anda, soğutucu bir takım başlıklar kullanılmaktadır. Ayrıca hatırlatmak istediğimiz önemli bir ayrıntı daha bulunmaktadır: Lazer epilasyon işlemlerinin sürdüğü aralıkta kıllarınızı hiçbir şekilde cımbızla ya da iple almamanızı önermekteyiz. Çünkü böylesi tedaviler, kıl köklerini incelirler ama tam anlamıyla kıl köklerini ortadan kaldıramazlar. Bu kıl ve tüy köklerinin incelmesi durumu, lazer epilasyon işleminin yapılacağı bölgeyi tam olarak kavrayamaması gibi bir duruma yol açabilir. (33)

Bir Cevap Yazın