Varis Nedir ve Hangi Sebeplerden Ötürü Oluşmaktadır?

Varis Nedir ve Hangi Sebeplerden Ötürü Oluşmaktadır?

Normal işlevi bacaklarda bulunan kirli kanı temizlemek olan ve bu nedenle akciğere bu kirli kanı taşıyan ve adına yüzeyel toplardamar denilen damarların kapakçıklarının işlevlerini yerine getirememesi sonucunda varisler ortaya çıkmaktadır.  Yüzeyel toplar damar derimizin hemen alt kısmında yer almaktadır ve kapakçıkların yeterli bir biçimde çalışmaması durumunda ortaya çıkan şeye tıp literatüründe “venöz yetmezlik” denmektedir. Bacaklarımızda biriken kirli kan aslına bakılırsa normal olarak bacaklardaki kasların kasılması nedeni ile meydana gelen pompalama işlemi ile akciğere gönderilmektedir. Bu kirli kan yer çekimi ile birlikte tekrardan bacaklarımıza geri dönmektedir ancak yüzeyel toplardamarda bulunan bu özel kapakçıklar sayesinde bu geri dönme işlemi engellenmektedir. Bir başka deyişle, kapakçıkların işlevi tam olarak bu kanın geri dönmesini engellemektir fakat bu işleyişin bozulmasına neden olan bazı kalıtımsal ve edinsel faktörler bulunmaktadır. İster edinsel ister kalıtımsal nedenlerden dolayı olsun, bu işleyişin bozulması durumunda, akciğere doğru yola çıkan kirli kan yer çekimi nedeniyle “geri kaçma” (reflü) adını verdiğimiz durumun ortaya çıkmasına neden olurlar. Bu kirli kan bu sayede bacak toplardamarında birikmeye başlayacaktır ve zaman geçtikçe daha fazla yoğunlukta bir basınç oluşturacaktır. Bacakta bulunan ve diz altına düşen toplardamar şişerken aynı zamanda genişleyecek ve bu yüzden varisler ortaya çıkacaktır yani varislerin ortaya çıkmasına neden olan şeyin bu toplar damardaki yetmezlik olduğunu söylemek mümkündür.

varis tedavisi ankara

Varis oluşumu birkaç farklı türe ayrılmaktadır; aslında bu ayrım 3 farklı varis türü üzerinden işlemektedir: 1) Büyük (variköz) varisler, 2) Orta boy (retiküler) varisler ve 3) Kılcal (spider) varisler. Büyük varisler ciltte bariz bir biçimde çıkıntı yapmaktadır ve bunun sonucunda çapları tam olarak 4 – 15 mm arasında değişmektedir. Büyük varislerin ortaya çıkmasına sebebiyet veren şey, ana yüzeyel toplar damarın birinde oluşan kapak yetmezliği durumu iken, orta boylu varisler, ciltte hafif çıkıntı yapan ve yeşil renkli varislerin meydana gelmesi nedeniyle görünür olurlar. Bu varislerin çapları 2 – 4 mm arasında değişmektedir. Genel olarak orta boylu varisler büyük toplardamarda değil ama küçük bir yüzeyel toplardamar özelinde ortaya çıkan kapak yetmezliği durumunda oluşmaktadır. Son olarak kılcal varisler ile ilgili birkaç şey söylemek gerekirse, bu varisler ciltten hiçbir biçimde çıkıntı yapmazlar, çapları 1 – 2 mm’den daha küçüktür ve kırmızı ve mor renklere sahiptirler. Bu varislerin sayısı oldukça fazladır ve sadece çok küçük çapa sahip olan ve birkaç adet yüzeyel toplardamarda ortaya çıkan kapak yetmezliği durumunda oluşmaktadırlar.

Bizce varis hastalarının durumunun tam olarak netleştirilmesi için bütün varis hastalarına ultrason yapılması gerekmektedir. Varislerin oluşmasında kan kaçağı durumunun önemli bir payı olduğunu söylemiştik. Oluşan bu varislere çıplak gözle dikkat kesildiğiniz vakit net bir biçimde fark edersiniz lakin bu görünen kısım tabiri caizse buz dağının ön plana çıkan parçasıdır. Varislerin oluşmasına neden olan kapak yetmezliği durumuna sebebiyet veren damar ya da damarların bütünsel görüntüsü, elle kontrol edilerek ya da gözle iyice kontrol edilerek fark edilememektedir. Bu görünmeyen kısım için renkli özellikteki ultrason aleti olan “Doppler Ultrasonografi” ile kolayca görüntülenebilmektedir. Bu aygıt sayesinde hem cildinizin alt kısmında yer alan ve direk göz ile görülemeyen varisler hem de bacağınızın atardamar ve derinde yer alan toplardamar sistemi de görüntülenebilmektedir. Bizce her varis hastası için bu türden bir ultrason işlemi tedavüle sokulmalıdır çünkü bu sayede varis ameliyatını gerçekleştirecek olan uzman cerrah ne yapılması gerektiğine daha doğru bir biçimde karar verebilecektir.

Tedavi için ilk olarak yapılması gereken şey, varise oluşumuna neden olan hadisenin ortaya çıkarılmasıdır çünkü tam sonuç verecek bir neticeye varılmak isteniyorsa, bu hadisenin sebebi tam olarak anlaşılmalıdır. Akabinde ise kapak yetmezliği sebebiyle kan kaçıran ve bu yüzden varislerin oluşmasına neden olan damar veya damarlar tespit edilmelidir çünkü onarım varislerin hangi türe ait olduğunun belirlenmesi ile başlatılabilir. Eğer uzman cerrahınız bir tek varislerinizi ameliyat etmek istiyorsa, bir başka deyişle yapacağı şey ya ameliyat ya da skleroterapi (iğne tedavisi) ise bu durumda yukarıda da dediğimiz gibi buz dağının görünen kısmı ile ilgili bir adım atılmış olacaktır. Bu bölgede yapılan işlemler aynı zamanda geçici bir nitelik de taşıyacaktır. Kapak yetmezliği durumu tam olarak önlenmediği müddetçe varislerin tastamam ortadan kaldırılması mümkün değilir çünkü bu varisler iyileşmeyecek ve bir süre sonra tekrardan nüksedecektir. Bizce, renkli ultrason aleti doppler ile varisin nedeni tam olarak anlaşıldıktan sonra, varislere neden olan toplardamarlar tespit edilmelidir ve buna göre bir ameliyat programı hazırlanmalıdır.

Büyük çaplı yapıya sahip türden varislerde, her şeyden önce, ultrason çekilerek devamlı biçimde reflünün oluşmasına yol açan bir ya da daha fazla toplardamar tespit edilebilmektedir. En öncelikli olarak yapılması gereken, varislerin piyasaya çıkmasına sebebiyet veren bu damarların onarılmasıdır ki daha sonra varislerin de bu bilindik süreçten geçirilmesi mümkün olsun. Büyük bir varisi ya da varisleri olan hastaların neredeyse % 50’lik bir bölümünde, varislerin oluşmasına neden olan toplardamar kasıktan başlayıp ayağın iç kısmına kadar devam eden ve adına “safen toplardamarı” denilen toplardamardır. Diğer % 50’lik kısım ise, kaçak veren toplardamar olan ve dizden başlayıp ayağa dek uzanan “safen parva” toplardamarı, derindeki ve yüzeydeki toplardamarları birbirine bağlamakta olan “perforan damarlar” ve özel olarak kadınlarda ortaya çıkan “ rahim ve yumurtalık” toplardamarıdır.

Peki reflüye neden olan damarlar nasıl tedavi edilmektedir? Bu tarz sorunların çözümü için iki adet yol vardır: 1) Klasik Tedavi ve 2) Modern Tedavi. Reflü yani geri-akım oluşmasının nedeni olan büyük çaplı varislerin ortaya çıkmasına neden olan toplardamarın onarımı neredeyse 100 yıllık bir zamandır cerrahi prosedürler ile tedavi edilmektedir. Cerrahi operasyonların temelde başvurdukları yol ya damarların birbirine bağlanması (ligation) ya da damarların bağlanarak yolunması denilen metotdur. Ancak cerrahi operasyonlar etkili olmalarına rağmen bazı olumsuz özellikleri nedeniyle uzman cerrahlar tarafından benimsenmemektedir. Örneğin, bu tarz cerrahi işlemler genel anestezi altında yapılmaktadır ve ayrıca % 5’lik bir oranda varisli toplardamarlar bağlamında pıhtı ve sinir zedelenmesinin oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu tarz cerrahi müdahalelerden sonra hastaların normal toplumsal yaşamlarına dönmeleri uzun bir süreci gerekli kılmaktadır ve varislerin tekrardan nüksetmesi gibi bir durum ortaya çıkabilmektedir. Saydığımız bu nedenlerden ötürü uzman doktorlar cerrahi operasyonları pek benimsemezler.

21. yüzyılın başında büyük varislerin görünür hale gelmesine neden olan damarların tedavi edilmesinde, Robert Min adındaki bir girişimsel radyolog ve ekibinin çabaları büyük bir etki yaratmayı başarmıştır. Safen toplardamarında ortaya çıkan kapak yetmezliğinin çözümü ilk olarak Min ve ekibi tarafından “endovenöz lazer” metodu ile tedavi edilebilmiştir. Bu ameliyatın esas olarak dayandığı temel şudur: Kaçağa neden olan toplardamar ameliyat eşliğinde yolunarak dışarı atılmaz, bunun yerine, vücut içerisinde lazer enerjisi kullanılır ve bu reflü kapatılmaya çalışılır. Lazer enerjisi ile toplardamarın kapatılması sonucunda bundan böyle kaçak oluşması mümkün olmaz ve kapatılan bu damar vücudun mekanizmaları tarafından süreç içerisinde yok edilir. Bu tarz bir ameliyatın aşamalarını şu şekilde sıralamak mümkündür: 1) Bu yöntem özelinde, safen toplardamarına girilmekte ve damar içine bir lazer fiberi yerleştirilmektedir. 2) Bu adımdan sonra, damarın çevresine boylu boyunca lokal anestezi uygulaması yapılmaktadır. 3) Yerleştirilmiş bulunulan lazer fiberi yavaş bir şekilde geri çekilecektir ve bu sayede işlem yapılan damarın tamamı lazer enerjisi verilerek kapatılacaktır. 4) Son olarak, kapatılan bu toplardamar vücut mekanizmaları tarafından süreç içerisinde küçültülecek ve yok edilecektir.

Endovenöz lazer yönteminin klasik tarzdaki ameliyatlara göre oldukça fazla avantajı bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür: 1) Endovenöz yöntem klasik yöntemdeki gibi genel anestezi veyahut belden yapılan iğne aracılığıyla bir uyuşturmaya başvurulmasını gerektirmemektedir çünkü lokal anestezi başlığı altında yapılmaktadır. 2) Hastanın operasyonun ardından hastanede kalmasına hiçbir şekilde gerek yoktur ve ayrıca ameliyata yürüyerek gidip gelinir. 3) Eve döndüğünüz zaman istirahat ya da dinlenme süreçlerine girmenize gerek yoktur, bu yüzden, gündelik toplumsal yaşantınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. 4) Tedaviniz bittikten sonra hastalığınızın tekrardan nüksetmesi olasılığı klasik ameliyata nazaran oldukça düşüktür yani bu oran yaklaşık olarak % 10 civarındadır. Tüm bu avantajları dolayısıyla, endovanöz lazer tedavisinin tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılması çok kısa bir zaman aralığında mümkün olabilmiştir. Peki, reflü nedeni ile meydana gelen büyük varislerin tedavi edilmesi nasıl mümkün olmaktadır?

Varislere neden olduğunu bildiğimiz reflü yapan damarların endovenöz lazer yöntemi ile kapatıldığını biliyoruz ki bu safhadan sonra varislerin içine özel iğneler ile girilebilmektedir. Bu sayede varisli damarların büzüşmesini sağlayan bir ilacın vücudun içine verilmesi mümkün hale gelmektedir. Bu yönteme tıp literatüründe “skleroterapi” adı verilmektedir ve tam olarak orta ve küçük çaptaki varislerin tedavi edilmesi işlemlerinde kullanılmaktadır. Köpük skleroterapisi yapılacaksa kullanılacak olan ilaç hava ile karıştırılır, köpük biçimine getirilir ve sonrasında bu köpük damar içerisine verilmektedir. Verilen köpük hava ile diğer yöntemlere göre daha az karışmaktadır ve bu yüzden sıvı skleroterapi işlemlerine göre daha etkili bir sonuç alınmaktadır. Ayrıca uzman cerrah bacağınıza vereceği muhtelif biçimler vasıtasıyla köpüğün hangi damara yönlendirilmesi gerekiyorsa oraya yönlenmesine kolayca karar verebilecektir. Bu durumun ultrason ile takip edilmesi oldukça kolaydır. Diğer yöntemlere göre oldukça etkili bir tedavi biçimi olduğundan dolayı köpük skleroterapisi ile çok geniş bir alana yayılmış varislerin tedavi edilmesi bile mümkündür. Ayrıca skleroterapi tedavisinin hiçbir ağrı ve sızıya mahal vermeyen bir işlem olduğunu da belirtmek gerekir ama tek dezavantajı, varislerin diğer yöntemlere nazaran çok daha geç bir zaman diliminde ortadan kalkmasıdır.

Kılcal damar varisine sahip olan kişilerin büyük bir bölümünde renkli doppler ultrason cihazı sayesinde reflü yaratan damarların görülmesi mümkün olmaktadır. Ancak bu kılcal damarlar, safen toplardamarı ya da “parva toplardamarı” gibi ana toplardamar olmaktan ziyade tam olarak bu damarların yan dalları olarak yaşamaktadırlar. Kılcal damar varislerini bir çam ağacının yapraklarına benzetmek mümkündür ki kaçağa neden olan damarlar ise tam olarak çam ağacının gövdesi olacaktır. Kılcal damar varislerinin tedavi edilmesi sürecinde önemli olan şey, doppler ultrason aygıtı ile besleyici tarzdaki dalların dikkatli bir biçimde tespit edilmesidir. Böyle bir dal üzerinde skleroterapi işlemi uygulanırsa aynı anda hem besleyici damarın kapatılması hem de tek bir enjeksiyon işlemi aracılığıyla geniş bir alandaki kılcal varislerin tedavi edilmesi sağlanmış olur. Bu tedavi işlemi bitirildikten sonra yapılması gereken tek bir işlem kalmaktadır, ki bu da, tam olarak herhangi bir besleyici dalı olmayan kılcal varislerin yüzeyel yöntemler ile tedavi edilmesidir. Günümüz teknolojisi bağlamında, bu işlemlerin yapılabilmesi için iki yöntem geliştirilmiştir: Bunlardan birincisi “yüzeyel lazer” iken, ikincisi “radyofrekans” yöntemidir. Yüzeyel lazer işleminde, kaleme benzer bir prob aracılığıyla kılcal varislere deriden geçip giden bir lazer enerjisi verilmektedir ve bu metot uzman cerrahlar tarafından yıllardan beri kullanılmaktadır. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi, lazer ışınının damara ulaşabilmesi gerektiğinden, lazer ışınları cildinizde kısmi renk değişikliklerine neden olabilmektedir ve birkaç haftalık bir zaman diliminde güneş ışığından kaçınmak gerekmektedir. İkinci yöntem ise radyofrekanstır. Bu yöntem özelinde saç teli gibi ince yapılı bir iğne vasıtasıyla ciltten geçilerek kılcal varislere ulaşılmaya çalışılır ve varislere ulaşıldıktan sonra RF enerjisi verilir. Bu yöntemin kullanımının son dönemde yaygınlaştığını söyleyebiliriz. Etkili ve sonuçları verimli bir yöntem olarak görülmektedir. Radyofrekans enerjisi cilt aşıldıktan sonra dolaysız olarak kılcal varislere ulaştığı için cildiniz korunmuş olmaktadır. Bu nedenle, lazer tedavisinden ortaya çıkması muhtemel olan komplikasyonlar bu yöntem özelinde neredeyse hiç görülmez. Ayrıca, bütün bunlara ek olarak, tedaviniz tamamlandıktan sonra güneş ışığından sakınmanıza da gerek yoktur çünkü radyofrekans yöntemi en sıcak yaz günlerinde bile rahatlıkla uygulanabilmektedir. Bu işlem yapıldıktan sonraki gün denize girmeniz bile mümkündür. varis tedavisi ankara

LAZER EPİLASYON HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ ÇOK ŞEY VAR!

Lazer epilasyon işlemleri genellikle tek seans süresinde bitirilememektedir ama bunun ticari bir kaygı ile alakalı olduğunu düşünmek doğru olmaz. Gerçekten de daha çok seans daha çok maliyet anlamına gelmektedir ama gerçek durum bundan oldukça farklıdır. Ancak seansların sayısal olarak birden fazla olması tam olarak kıl köklerinin yaşama evresi ile alakalı bir durumdur. Hedefteki kıl kökleri tam olarak büyüme evresinde olan kıl kökleridir çünkü lazer ışınları sadece büyüme evresinde olan kıl ve tüy köklerini etkileyebilme özelliğine sahiptir. Gerileme ya da dinlenme evresinde olan kıl ve tüy kökleri lazer ışınları tarafından etkilememektedir. Bir seans sürecinde büyüme evresinde olan istenmeyen kıllarınız ve tüyleriniz tam anlamıyla yok edilmektedir ama dinlenme evresinden büyüme evresine geçen kıllar ve tüyleri için bir süre beklenmesi gerekmektedir. Bu kıllar ve tüyleri büyüme evresine geçtikleri zaman lazer epilasyon işlemleri uygulanır ve tüm kıl ve tüy kökleri bir daha çıkmamak üzere yok edilmiş olur. Seanslar bölgesel olarak değişmekle birlikte, 4 – 8 hafta arası bir zaman dilimine yayılabileceği söylenebilir, bu yüzden size söyleyebileceğim en önemli şeylerden birisi, lazer epilasyon işlemlerinin başlangıcında herhangi bir seans sayısının tam olarak belli olmadığıdır. Bu yüzden size herhangi bir seans sayısı üzerinden bilgi veren sağlık merkezlerinden uzak durmanızı tavsiye ediyoruz çünkü  seans sayısı kişiden kişiye değişiklik gösterecektir. Her bir insanın sahip olduğu kıl rengi ya da kıl renginin kalınlığı farklıdır ve ayrıca kılların hangi bölge özelinde çıktığı da bir o kadar önemli bir değişken olarak hesaba katılmalıdır. Belirtilmesi gereken bir başka şey de, her bir hastanın vücudundaki kılların geçirdiği evrimdir çünkü her bir hastanın kıllarının ve tüylerinin yaşam çevrimi aynı süreçten geçmemektedir. Büyüme evresi her bir hastada farklı zaman dilimlerinde oluşacaktır, haliyle, kesin bir seans sayısı söylemektense tahmini bir seans sayısı üzerinden operasyonun ritmini belirlemek daha akıllıca olacaktır.

lazer epilasyon ankara

lazer epilasyon ankara

Lazer epilasyon fiyatları ankara

Size lazer epilasyon yöntemi ile teknik ve pratik bilgililer vermek istiyoruz. Lazer epilasyon yöntemi ile ilgili olarak söyleyeceklerimiz tamamen bilimsel gerçeklere dayanmaktadır. Lazer epilasyon yönteminin fiyatı ile başlayalım. Genelde lazer epilasyon yöntemlerinin parasal açıdan oldukça maliyetli olduğunu sık sık duyarsınız. Gerçekten de lazer epilasyon yöntemi pahalı bir yöntem midir? Bu soruya olumlu bir yanıt vermek mümkün değildir. Lazer epilasyon yöntemleri gerçekten de pahalı bir maliyet yapısına sahip olarak görülemez. Bir kez, lazer epilasyon yöntemi denilen şey, hayatınız boyunca belirli periyotlar süresince uygulanması gereken bir yöntem olarak görülemez. Ağdalama ya da tıraş etme gibi diğer epilasyon yöntemleri gibi geçici bir süre için çözümler sunan teknikleri hayatınız boyunca uygulanmak zorundadır. Bu işlemleri her bir seferde harcadığının para, toplama vurulduğu zaman lazer epilasyon yöntemlerinin maliyetini kat be kat aşacaktır. Ve lazer epilasyon yöntemi ile tedaviye sadece bir kez başvurmanız yeterli olacaktır. Bunun dışındaki yöntemlerin hemen hepsi sizden defalarca tekrar etmenizi beklerler. Bu yüzden, bu tarz geçici epilasyon yöntemleri, maliyet açısından olduğu gibi zamansal açıdan da sizi oldukça yoran bir unsur olarak ön plana çıkacaktır. Lazer epilasyon hizmetleri veren sağlık kuruluşlarının sayısının günümüzde ulaştığı bolluk da hesaba katıldığı zaman, işlem maliyetlerinin minimum düzeye inmesi için gereken tüm koşulların sağlandığı görülecektir. Bu yüzden lazer epilasyon işlemleri, diğer epilasyon işlemlerine kıyasla çok daha maliyetsiz ve zamansal açıdan da oldukça rahat işlemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Zamandan ve maliyetten tasarruf etmek istiyorsanız, lazer epilasyon işlemlerinin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde yapıldığı estetik cerrahlara müracaat etmeninizi tavsiye ediyoruz.

Lazer epilasyon

Hepimizin vücudundaki istenmeyen kıllar ve tüyler sürekli kendilerini yeniden üreterek yaşamaktadırlar. Bu kılların ve tüylerin varlığı çoğu zaman estetik kaygılarımız ile çatışmaktadır. Basitçe söylemek gerekirse, hiçbirimiz kıllı görünmek istemeyiz. Çünkü estetiğin olabildiğince yaygın bir kabul gördüğü, daha doğrusu insanların görüntülerinin ve yaşam tarzlarının oldukça önemli olduğu hatta insanların çoğu zaman zevklerine ve tercihlerine göre tanımlandığı bir dünyada yaşamaktayız. İnsanlar, eski çağlardan beridir, bu kötü görünümlü kıllardan ve tüylerden kurtulabilmek adına, türlü çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir. Günümüz dünyasında, istenmeyen kıllardan ve tüylerden kurtulabilmenin en etkin yolu, lazer epilasyon işlemlerinden geçmektir. Bu işlem, kıllardan ve tüylerden kurtulmak için, insanlık tarihinin şu ana kadar gördüğü en etkili ve sağlıklı yöntem olarak karşımızda durmaktadır. Peki, bu işlem nasıl bir tarzda yapılmaktadır? Lazer epilasyon işleminin hedeflediği şey, lazer epilasyon cihazının ürettiği uygun dalga uzunluğundaki lazer ışınlarının, kılların ve tüylerin kökeninde bulunan ve melanin pigmenti (renk) adını verdiğimiz şeyler tarafından emilmesini sağlamaktır. Bu lazer epilasyon işlemi, soğutma sistemlidir ve cildinize herhangi bir zarar vermemektedir. Lazer ışınları, vücudunuzun belirli bir bölgesini hedef almaktadır ve bu ışınlar hem çevredeki dokulara bir zarar vermez hem de bıraktığı ısı hiçbir şekilde olumsuz bir yan etkiye sahip değildir. Lazer epilasyon ışınlarının hedefinde yalnızca kıl ve tüy kökleri bulunmaktadır. Tasarımı gereği, bu kıl ve tüy köklerinden başka herhangi bir dokunuza zarar vermesi engellenmiştir. Bütün bu olumlu niteliklerinden ötürü, lazer epilasyon işlemleri ile istemediğiniz ve sizi sıkıntıya soktuğunu düşündüğünüz bütün kıllardan ve tüylerden sağlıklı bir şekilde ve zahmetsiz olarak kurtulmanız mümkündür. Yukarıda da söylediğimiz gibi, lazer ışınlarının uygun uzunluktaki dalga boyları, kıllarınıza ve tüylerinize asıl rengini veren melanin pigmentleri aracılığıyla absorbe (emilme) edilme özelliğine sahiptir. Havayı soğutabilme yeteneği yüzünden, lazer ışınlarının ısısı düşürülebilmekte ve bu sayede de başka dokulara olumsuz etkilerde bulunulmadan sadece kıl ve tüy köklerine işlem yapılabilmesi mümkün olmaktadır. (26)

 

Lazer epilasyon işlemleri, birçok tedavi operasyonunda olduğu gibi, belirli türden ideal hastalara ya da lazer ışınlarının zarar vermeyeceği rahatsızlıkları olan hastalara uygulanabilmektedir. Rahatsızlıkları lazer epilasyon tedavisine engel olan hastalar arasında gri ve beyaz saça sahip hastalar gösterilebilir. Bu tarz saçlar ve tüyler, lazer ışınları tarafından tam olarak kavranamazlar ve bu yüzden de lazer epilasyon işlemi hastanın beklediği hedefe ulaşamaz. Tedavi olmadan önce, yakın bir zaman aralığında yoğun güneş ışınlarına maruz kalmış ya da solaryuma girmiş hastalar da, lazer epilasyon işlemlerinden umdukları başarıyı elde edemezler. Böylesi durumlarda güneş ışınlarının ve solaryumun etkisinin geçmesi beklenmelidir. Ayrıca herhangi bir lazer işleminden sonra ten rekleri aşırı ölçüde açılanlar ya da aşırı ölçüde koyulaşan hastalar da, lazer epilasyon operasyonlarından uzak durmalıdırlar. Retinoider benzeri olan ve ışğa karşı cildinizi duyarlaştıran ilaçlar kullanan hastalar da yine lazer epilasyon işlemlerinden uzakta kalmalıdırlar. Bu tip ilaç kullanımlarının, lazer epilasyon operasyonuna girmeden yaklaşık olarak 3 – 4 hafta öncesinde bırakılmasını önermekteyiz. Bundan başka V ve VI cilt tarzındaki hastalıklara sahip olanlar ya da Herpes benzeri bir hikâyesi olan hastalar da lazer epilasyon işlemlerinden uzak durmalıdır. Şimdiye kadar yapılan ameliyatlardan ve alınan sonuçlardan çıkarılabilecek sonuç, lazer epilasyon işlemlerinin tam anlamıyla güven verici ve sağlığınızı koruyucu bir yöntem olduğudur. Peki, lazer epilasyon işlemlerinin kimler için uygun bir tarza sahip olduğunu söylemek mümkündür? İlk olarak lazer epilasyon işlemlerine girebilmek için 12 yaşını bitirmiş olmak gereklidir. İkinci gereklilik ise, koyu tüylere ve mümkünse açık bir tene sahip olan ideal hasta formatına uymaktır. Çünkü, koyu renkli ya da yeterince açık renkli kıllara ve tüylere sahip olan hastalarda, lazer epilasyon işlemleri gereken başarıyı gösterememektedir. Böyle hastalarda, tüylerin açık ve parlak renkte olması, bir başka deyişle kıllara ve tüylere renk veren pigmentlerin az olması, lazer ışınlarının bu kökleri yeterli bir biçimde kavramasına engel olmaktadır. (25)lazer epilasyon ankara

 

Lazer epilasyon işlemlerinin vücudumuzun herhangi bir yerine zararı dokunabilir mi? Lazer epilasyon işlemleri, göz çukurlarınız ve bu çukurların etrafı için zararlıdır ancak bunun dışında kalan tüm vücud bölgelerinize uygulanmasında hiçbir sakıncalı etki bulunmamaktadır. Eğer lazer epilasyonu işlemleri gözlerinize yakın bir bölgede bulunan kıllara ya da tüylere uygulanacaksa, gözleriniz bu işlemler için geliştirilmiş özel gözlüklerle korunmalıdır. Bu sebepten ötürü, göz kaklarınıza lazer epilasyon işlemleri yapılması imkânsızdır. Peki, lazer epilasyon işlemlerindeki ortalama seans süreleri hangi kriterlere göre belirlenmektedir. Bir lazer epilasyon işleminin ne kadar süreceği birkaç önemli göstergeye bağlıdır. Örneğin operasyonda kullanılması planlanan aletin niteliği, sahip olduğu özellikler ve de hızı bu bağlamda büyük önem arz etmektedir. Ancak bir alet çok hızlı çalışıyorsa ve etkinliği iyi ise, yüzünüzdeki kıllardan ve tüylerden ortalama 5 – 6 dakika arasında kurtulursunuz. Bıyıklarınızın alınması yaklaşık olarak 1 – 2 dakika arası sürerken, bacaklarınız ise yaklaşık olarak 1 saatlik bir sürede işlemden geçirilebilir. Bir soru daha sorarak, önemli bir bağlamı daha açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Lazer epilasyon işlemleri sırasında ya da sonrasında herhangi bir acı ile karşılaşmamız mümkün müdür? Bu soruya olumlu bir yanıt vermek doğru olmaz. Lazer epilasyon işlemleri hiçbir şekilde canınızı yakmaz. Sadece bazı istisnai durumlarda çok çok hafif bir yanma hissine benzeyen bir şey hissedebilirsiniz. Ancak acı hissetmemenin kendisi böylesi işlemlerde anormal sayılabilir. Çünkü sonuçta kıl ve tüy kökleriniz bir şekilde yanmaktadır ve bunun da hafif bir acı hissi oluşturması normaldir. (19)

 

Lazer epilasyon işlemleri tamamlandıktan sonra vücudumuzda herhangi bir olumsuz görünüm oluşması olasılığı nedir? Aslına bakılırsa, 5 ya da 10 dakikalık kızarıklıklar olması gayet normal karşılanmalıdır. Bazen bu süre yarım saatlik bir zaman dilimine kadar çıkabilmektedir. Gelgelelim bu kızarıklık görüntüsünün kalıcı olmadığını tersine geçici olduğunu bilmekte fayda vardır. Aslında bu kızarıklık riskinin kalıcı bir iz bırakması ihtimali eski tip lazer epilasyon cihazlarında mevcuttur. Çünkü bu lazer epilasyon sistemlerinde, son model epilasyon cihazlarının sahip olduğu soğutma sistemleri bulunmamaktadır. Bu ise, lazer ışınları tarafından gönderilen ısının cildinizin üst tabakası olarak bilinen epidermisin üzerindeki melanin pigmentleri aracılığıyla alıkonulması demektir. Bu sebeple ısının soğutulamaması sizin için leke ve yanık izlerinin bir daha hiç geçmeyecek biçimde oluşması anlamına gelir. Ama bu söylediğimiz şeyler sadece eski model epilasyon cihazlarında olmaktaydı. Son model epilasyon cihazlarında böylesi riskler yoktur. Sadece kısmi ve kısa süreli kızarıklıklar oluşmaktadır ve bunlar da belirli bir zaman sonra kaybolmaktadır. Bu bağlamda, son teknik ile üretilen lazer epilasyon cihazlarının en önemli özelliklerinden birisinin, vücudumuza gönderilen ışıkların soğutulması sayesinde yanık ve leke izlerinden tam anlamıyla kurtulmamız olduğu bile söylenebilir. Cildimiz hiçbir şekilde ısınmamaktadır. Bu yüzden hiçbir yanık izi oluşmaz. Eğer bir işlem sonrasında yanık oluşmuşsa, ya tedavi yapan kişinin amatörlüğündendir ya da ortada cihazın yanlış kullanımına dayalı bir problem vardır. (18)

 

Lazer epilasyon işlemlerinde kıllarınız ya da tüyleriniz nasıl bir etkiye maruz bırakılmaktadır? Lazer epilasyonu işlemlerinin kıl ve tüy köklerinize renk veren melanin pigmenteler tarafından emilmesi ile bu köklerin tahrip edilmesi mantığına dayandığını biliyoruz. Bu sayede istemediğiniz ve estetik görüntünüzü bozan kıllardan ve tüylerden kalıcı bir biçimde kurtulmanız mümkün olmaktadır. Gerçekten de son model bir lazer epilasyon cihazı ile yapılan tedaviler ile yok edilen kıl ve tüy kökleri, bir daha yeniden yüzeye çıkmayacak ölçüde ortadan kaldırılmaktadır. Bu lazer ışınlarının cildinize temas ettiği zaman dilimi milisaniyeler ile ölçülmektedir. Hiçbir şekilde hedeflenen nokta dışındaki köklere zarar gelmez ve kıl kökündeki renk pigmentleri gönderilen ısıyı absorbe eder. Aslında bazı epilasyon aletlerinin amacı tam olarak kıllarınızın ve tüylerinizin gelişimini geciktirmek ve bu sayede daha zayıf ve daha az çıkmalarını sağlamaktır. Ancak bizim burada bahsettiğimiz lazer tipi olan kalıcı lazer ise, kıl ve tüy köklerinizin papila ismi verilen ve kıllarınızın ve tüylerinizin yeniden üremesini sağlayan kısmı yok ederek iş görmektedir. Bu işlemi gerçekleştirecek nitelikteki teknik düzeye ve derin bilgiye günümüzde sahibiz. Ancak bütün doktorlar, lazer epilasyon işlemi yaparken, kılların büyüme, dinlenme ve dökülme evrelerini göz önünde tutarlar ve size buna göre bir seans sayısı önerirler. Gerçekten de derimizdeki bütün kıllar ve tüyler aynı yaşam evresini aynı anda deneyimlemezler. Bazı kıllarımız büyürken, bazıları ise dinlenir; bazıları ise dökülürler. Bu bilgiye göre, lazer epilasyon işlemleri uygulanırken, bütün bu evrimsel süreç göz önüne alınmalı ve buna göre hastaya bir seans sayısı önerilmelidir. Ortalama olarak, bir epilasyon işleminden kalıcı ve sorunsun bir sonuç alınmak isteniyorsa, yaklaşık 4 – 6 seans arası bir tedavi sürecinin hastaya uygulanması gerekmektedir. Aynı şekilde, lazer epilasyon işleminde kullanılacak dalga boyunun uzunluğu ve yoğunluğu da yine hastanın cilt rengine ve bu cildin yapısal niteliklerine göre değişiklik gösterecektir. (23)

 

Bir lazer epilasyon işleminden sonra, cildimiz nasıl bir görüntü sergilemektedir? Aslında geçici kızarıklıklar dışında olumsuz hiçbir görüntü ortaya çıkmamaktadır. Oluşması muhtemel olan bu kızarıklıklar ise en fazla 1 saat gibi bir zaman dilimi içerisinde normalde dönmektedir. Bir başka deyişle, lazer epilasyon tedavisinden hemen sonra derinizin üzerinde herhangi bir olumsuz leke ya da iz kalması mümkün değildir. Lazer epilasyon işlemlerinin ortalama bir fiyatı var mıdır? Lazer epilasyon uygulamalarında belirlenecek olan maliyet, bir kere kullanılması planlanan cihazın özelliklerine göre değişmektedir. Çünkü bu cihazlar birbirkerinden farklı etkinliklere ve niteliklere sahiptirler. Piyasada satışa sunulan ve IPL ismi verilen cihazlar genellikle kalıcı etkiler üretmekte başarısız olurlar. Çünkü bu cihazlar kıl ve tüy köklerine etki yapmadan sadece kıl ve tüyleri yüzeysel bir şekilde yakmaktadırlar. Bu yakılan kılların ve tüylerin 1 yıl sonra yeni baştan çıkması kesindir. İnsanlar bu tür epilasyon işlemlerine maliyetlerinin avantajı yüzünden rağbet etmektedirler. Ancak bu tip cihazlar ile kalıcı ve başarılı bir epilasyon sonucuna ulaşmanız mümkün değildir. Ancak son teknik ile üretilmiş lazer epilasyon aygıtları ile oldukça başarılı ve sonucu sizi memnun edecek hedeflere ulaşabilirsiniz. (15)

 

Vücudumuzun çeşitli bölgelerinde bulunan ve bizim arzumuz dışında gelişen kıllar ve tüylerden hepimiz sıkıntı duyarız. Bu tarz problemler, estetik görüntümüzü etkiler ve de dilediğimiz kıyafetleri giyme lüksünden bizi mahrum bırakır. İstenmeyen ve bize sıkıntı yaratan kıllardan ve tüylerden kurtulmak için bugüne kadar geliştirilmiş birçok yöntem bulunmaktadır. Yöntemin türü ne olursa olsun, kılları ve tüyleri almaya yönelik her türlü işleme “epilasyon” denmektedir. Bu epilasyon çeşitleri arasında cımbız ile kıl ya da tüy alma, kılları ve tüyleri ağdalayarak alma, kıllı ya da tüylü bölgeyi tıraşlama ve özel iğneler ile yapılan epilasyon sayılabilir. Biz ise burada “lazer epilasyon” meselesinden bahsetmek istiyoruz. Çünkü lazer epilasyon, teknik gelişmişlik düzeyi hesaba katıldığında, bu yöntemler arasındaki tartışmasız en iyi yöntemdir. Peki, bu yöntem vasıtasyıla, vücudumuzun hangi bölgelerindeki kıllardan ve tüylerden kurtulabiliriz? Lazer epilasyon işlemlerinin uygulanmasının sakıncalı olduğu ve hastalar için olumsuz etkiler yaratacağı bölgeler mevcut mudur? Lazer epilasyon işlemleri işe kaşlarınızı ve göz çukurunda yer alan herhangi bir bölgeyi tedavi etmek sağlığınız açısından oldukça olumsuz sonuçlara sahiptir. Bu bölge dışında, lazer epilasyon operasyonları vücudunuzun her türden bölgesine rahatlıkla uygulanmaktadır. Gözlerinizin yakınında bir yerlere lazer epilasyon uygulanacağı zaman, gözleriniz özel olarak geliştirilmiş lazer gözlükleri ile korunacaktır. O halde, lazer epilasyon işleminin çalışma biçiminden ve sizi kıllarınızdan ve tüylerinizden nasıl kurtardığından bahsedebiliriz. Lazer epilasyon işleminin amacı, tam olarak, uygun ve yeterli dozajda lazer ışınının kıllarımıza ve tüylerimize normal rengini vermekte olan melanin pigmentleri aracılığıyla emilmesini sağlamaktır. Bu sayede, lazer ısısı kıl ve tüy kökleri tarafından absorbe edilecek ve de kıl ve tüy kökleri tahrip edilmiş olacaktır. Melanin pigmentleri yalnızca kıllarda ve tüylerde değil, aynı zamanda derimizin üst tabakasında da yer almaktadır. Bu nedenle, lazer epilasyon işlemlerinden sonra ortaya çıkması muhtemel olumsuz yan etkiler, cildimizin üzerindeki melanin pigmentlerinin lazer ışığını emmesi yüzünden oluşmaktadır. Ancak şunu da belirtelim ki, lazer epilasyon işlemleri tecrübeli ve alanında uzman cerrahlar tarafından yapıldığı müddetçe, böylesi sorunların oluşması ihtimali yok denecek kadar azdır. Çünkü lazer ışınları sadece sabit bir noktaya gönderilmektedir ve bu da lazer epilasyonun etraftaki dokuların hasar görmesini engelleyici bir tedavi biçimi olduğunu göstermektedir. (30)

 

Peki, lazer epilasyon işleminden geçtiğiniz zaman, her türlü kıl ve tüyden kurtulmanız mümkün müdür? Bir başka deyişle, lazer epilasyon işlemleri ile her türden kıl ve tüyün yok edilmesi olası mıdır? İlk elden şunu söyleyelim: bütün lazer epilasyon işlemleri, kıl kökünde bulunan ve kılın tekrardan çıkmasını sağlayan melanin pigmentlerini temel hedef olarak gündemlerine almaktadırlar. Çünkü melanin aynı zamanda kıllarımıza ve tüylerimize rengini veren şeydir. Bu yüzden melanin pigmentleri yoğun olan kıllar lazer epilasyon operasyonları ile daha kolay yok edilecektir çünkü bu kılların ve tüylerin renklerinin belirgin olduğu anlamına gelmektedir. Yapısındaki melanin pigmenti az olan tüyler ve kıllar ise genellikle açık renkli olduğunu söylediğimiz ve halk arasında “ayva reengi” olarak bilinen özelliktedirler. Bu sebebten ötürü, lazer epilasyon işlemleri ile yok edilmeleri genellikle zordur. Daha basit bir biçimde ifade etmek gerekirse, melanin pigmenti yoğun olan kıllar ve tüyler lazer epilasyon işlemleri ile daha rahat ve başarılı bir biçimde yok edilirken, melanin pigmenti zayıf olan kıllar ve tüyler ise lazer epilasyon işlemleri ile istenilen şekilde yok edilememektedir. Lazer epilasyon işlemlerinde, operasyonun başarısını direk etkileyen bir diğer unsur da hastanın sahip olduğu ten rengi olarak ön plana çıkmaktadır. Eğer ten renginiz açık ve buna rağmen kıllarınız ve tüyleriniz koyu renkte ise, ideal bir lazer epilasyon hastası olduğunuzu söyleyebiliriz. Ten rengi esmere çalan hastalarda ise, derinin yüzeyinde var olan melanin pigmentleri fazlasıyla etkin olduğu için, epilasyon işlemlerinin üretebileceği olumsuz yan etkiler riski yüksek olmaktadır. Bir başka sorun, lazer epilasyon ışınlarının melanin pigmentlerini kavramayı amaçlaması ve bu pigmentlerin cilt üzerinde fazlasıyla bulunması yüzünden, hedefe gönderilen lazer ışınlarının dağılması ve bu yüzden istenilen etkiyi yaratamamasıdır. Yukarıda da söylediğimiz gibi, bir epilasyon işleminin % 100 başarılı olabilmesi ihtimali, kıllarınızın ve tüylerinizin koyuluğu ve kalınlığı ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Bu arada son olarak şunu da belirtelim; bir epilasyon cihazı, vücudunuzun bir bölgesindeki kılları ve tüyleri daha kolay bir biçimde alırken, bir başka epilasyon cihazı da vücudunuzun bir başka bölgesi için aynı başarıyı gösterebilir. Ancak buradan, bir epilasyon cihazının diğerine göre tam yetkin ve üstün niteliklere sahip olduğunu söylememiz mümkün görünmemektedir.(28)

 

Lazer epilasyon işlemlerini yeteri kadar yoğun ve etkin bir biçimde alırsanız, istenmeyen kıllarınızdan ve tüylerinizden sonsuza kadar kurtulmuş olursunuz. Çünkü bu işlem, tıraşlama, ağdalama ya da iğneli lazer gibi kısmi ve geçici çözümlerden ziyade, kıl ve tüy köklerini yakarak yeniden üremelerini sonsuza kadar engellemiş olur. Uygulamalardan sonra cildinizde herhangi bir leke ya da yanık oluşması ihtimali çok düşüktür. Çünkü lazer epilasyon sistemleri, ışınları uygun dozda ve belirli bir soğukluk ile göndermektedir. Soğutucu bir sisteme sahip olması, lazer epilasyonu diğer tüm epilasyon çeşitlerinden ayıran en önemli özelliklerden birisidir. Gelgelelim biraz önce de söylediğimiz gibi, melanin pigmentleri sadece vücudumuzun alt kısımlarında ya da kıllarımızın ve tüylerimizin köklerinde bulunmaz. Bu pigmentler aynı zamanda cildimizin üst tabakarında da bulunmaktadırlar. Ancak lazer epilasyon işlemleri, tek bir noktaya odaklandıkları içindir ki, etraftaki dokulara ve cildinde melanin pigmentlerinin yoğun olduğu hastalara olumsuz bir etkide bulunmamaktadır. Bu sebeple, lazer epilasyon işlemi, günümüz dünyasında, istenmeyen tüylerden, kıllardan ve batıklardan en etkili ve en kesin kurtuluş çözümünü sağlayan yöntem olarak karşımızda durmaktadır. Yalnızca şunu hatırlatmak istiyoruz: Bu işlemleri yaptırmak için lütfen alanında uzman ve tecrübeli cerrahlara başvurunuz. Aksi takdirde, cildinizde istenmeyen lekeler ve yanık izleri yani bir takım hasarların oluşması işten bile değildir. Bu işlemlerin uzman olmayan birçok kişi tarafından ruhsatız mekanlarda yapıldığı ve bu işlemlerden dolayı maddi ve fiziksel zarar uğramış birçok hastanın olduğu bilinmektedir. 1970’li yıllardan günümüze kadar yapılan gözlemler göstermiştir ki, lazer epilasyon işlemleri, odaklandığı kıl ve tüy köklerinin dışında kalan bölgelere, örneğin deri altı dokularınıza ya da iç organlarınıza, hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Çünkü lazer epilasyon sisteminin ürettiği enerji sadece kıl ve tüy köklerine odaklanmaktadır. Bu enerji, belirli bir dalga uzunluğundaki ve belirli bir boydaki ışık demetinden oluşmaktadır. Bu enerji, herhangi bir dokuya ya da iç organa müdahale etmeden sadece kıl ve tüy köklerine varmaktadır. Ayrıca, lazer ışınlarının herhangi bir kanserojen etkisi yoktur. Ayrıca, kimyasal bir madde etkisi yapmadığı gibi radyoaktif etkilere de sahip değildir. (27)

 

Lazer epilaston tedavilerinin kimlere uygulanması sakıncalı sonuçlar doğurabilir? Örneğin kanser hastaları ve şeker hastları için lazer epilasyon işlemleri hastanın durumunu daha da kötüleştirici etkiler üretebilmektedir. Ayrıca, hamile olan ya da hamile olma ihtimalinden şüphe edilen bayanların da lazer epilasyon işlemlerinden uzak durmaları önerilmektedir. Bunların yanında sara hastaları da aynı şekilde lazer epilasyon tedavileri için uygun özelliklere sahip değillerdir. Uçuk enfeksiyonu kapmış olan hastaların da lazer tedavisi olması zararlarındadır. Son olarak, lazer epilasyon tedavisinin yapılacağı bölgede deri hastalığı ya da yarası olan hastalara da lazer epilasyon işlemlerinin uygulanması, olumsuz sonuçların doğmasına neden olabilir. Lazer epilasyon işlemleri sadece sizi istemediğiniz kıllarınızdan ve tüylerinizden kurtarmak amacıyla yapılmamaktadır. Bundan başka, (1) Lazer işlemleri ile cildiniz gençleştirilebilir, (2) Lazer ışınları ile vücudunuzun çeşitli yerlerinde ortaya çıkmış varisler tedavi edilebilir, (3) Vücudunuzda doğuştan gelen ya da sonradan oluşmuş olan cilt lekelerinin tedavisinde de lazer ışınları kullanılmaktadır, (4) cildinizde aşırı kilo alma ya da vermeye dayanan veya hamilelikten ötürü oluşan cilt çatlakları da lazer ışınları vasıtasıyla tedavi edilebilmektedir, (5) Zamanında severek yaptırdığınız ama bundan böyle kurtulmak istediğiniz dövmelerin silinmesinde de lazer ışınlarından yararlanılmaktadır, ve en sonu (6) Zayıflamak isteyen hastaların da lazer ışınları ile etkin çözümler bulabilmeleri olasıdır. (17)

 

Lazer epilasyon işlemleri yaptırılırken nelere dikkat etmeniz gerekmektedir? (1) Kesinlikle açık bir cilt rengine sahipseniz böyle bir lazer epilasyon işlemine girmenizi tavsiye ediyoruz. (2) Yakın zamanda bronzlaşmış bir cildiniz varsa ya da güneş ışınlarından yoğun bir şekilde etkilendiyseniz, bu etkilerin geçmesini bekledikten sonra lazer epilasyon işlemlerine girmeniz sizin faydanıza olacaktır. Çünkü koyulaşmış ciltler üzerinde işlem yapılması lazer epilasyon cihazlarının etkinliğini ve bu yüzden de operasyonların hedeflediği başarı çıtasını ister istemez düşürmektedir. (3) Lazer epilasyon işlemine girmeden önce, uzamış kıllarınızı ağda ya da cımbız vasıtasıyla almayınız. Yalnızca bu kılları makas gibi aletler ile kısaltmanızı öneriyoruz. Aksi takdirde, kıl kökleriniz geçici olarak ortadan kaldırılmış olur ve bu yüzden de lazer epilasyon işlemi size bir fayda sağlamaz. (4) Lazer işlemlerinden önce yaptırdığınız kimyasal peeling ya da cilt soydurma işlemlerinin en az 15 gün önce bırakılması gerekmektedir. Bu uygulamaların da lazer epilasyon işlemlerinin etkinliğini düşüren yanları bulunmaktadır. (5) İşlem yapılması planlanan bölgede çıkmış tüylerin ve kılların hiçbir şekilde boyanmamış veya sararmamış olması gerekmektedir. Çünkü lazer ışınları pigmentlerin kıllarınıza ve tüylerinize kazandırdığı doğal rengi en iyi şekilde kavrayabilme kapasitesine sahip aletlerdir. Ve son olarak da, (6) Uygulamaya tabi tutulacak bölgenin, kimyevi ürünler olan makyaj ile ya da pudra ve krem gibi kozmetik ürünler ile bakım görmemiş olması da, lazer epilasyon işlemlerinin sizin için sağlayacağı faydayı maksimize edecektir. (19)

 

Piyasada satışa sunulan ve lazer epilasyon denilince akla gelen cihazlar nasıl sınıflandırılır ve kaç tanedir? Şunu söyleyelim ki çok iyi bilinen ya da çok meşhur olduğunu söyleyebileceğimiz 4 farklı türde lazer epilasyon aygıtı bulunmaktadır. Bu lazerlerin birbirilerinden farklı olduğunu anlamak için, her birinin hangi yerlerde kullanıldığına, hangi kıl ve tüy yapısına yönelik kurgulandığına ve hangi dalga boyuna sahip olduğuna bakılmalıdır. (1) Ruby Lazer Epilasyon: Bu lazerin dalga boyu tam olarak 694 nm’dir. Ancak bu teknik cihaz, uygulandığı bölgelerde fazlasıyla acıya ve hasara neden olduğu için, üretildikten kısa bir zaman sonra yerini daha az ağrı yapan lazer epilasyon cihazlarına bırakmak zorunda kalmıştır. (2) Alexandrite Lazer Epilasyon: Bu cihazın dalga boyu ise tamı tamına 755 nm’dir. Bu aygıtın kullanıldığı tedavi süreçlerinde de az buçuk bir ağrı hissi yaşanmaktadır. (3) Diode Lazer Epilasyon: Diode lazer epilasyon cihazının dalga boyu ise diğer iki aygıttan daha uzundur ve tam olarak 810 nm’dir. Bu epilasyon yöntemi de ağrılı bir yöntem olarak bilinmektedir. (Bu seçenekte, Diode Ütüleme Lazer Epilasyon’dan da bahsetmemiz gerekiyor. Bu sistem, ütüleme sistemi olarak da adlandırılmaktadır ve normal boyutları Diode Epilasyon ile aynıdır). (4) Nd: Yag Lazer Epilasyon: Bu lazer cihazının dalga boyu 1064 nm’dir ve yaklaşık 40 yıldır uzmanlar tarafından kullanılmaktadır. Kullanılan en iyi sistem Nd: Yag Lazer Epilasyon sistemidir dense, abartı yapılmış olunmaz. Bu noktada önemli bir ayrıntıdan da bahsetmek istiyoruz. IPL olarak bilinen cihazlar, lazer epilasyon cihazları kapsamında yer almazlar. IPL “foto epilasyon” adı verilen bir tekniktir. Atışların yapılması lazer epilasyonda olduğu gibi belirli noktaların baz alınmasına göre değil, daha farklı olarak ışığın belirli bir bölgeye dağıtılması şeklindedir. Bu sebeble, lazer epilasyon işlemlerine kıyasla, istenilen sonuçlara ulaşılması pek mümkün olmamaktadır. İşlemlerin yapıldığı bölgelere bakıldığı zaman, kıllanmaların ya da tüylenmelerin kesilmediği hatta bazı kişilerde ve durumlarda kıllarda ve tüylerde kalınlaşmanın arttığı görülmektedir. Her birimiz, farklı fiziksel ve hormonal yapılara sahibizdir. Bu yüzden, kıllanma ve tüylenme süreçleri, herkeste oldukça farklı bir güzergah izleyerek oluşmaktadır. Bazı durumlarda sadece lazer epilasyon işlemleri yeterli görülmez ve cerrahınız farklı tipte lazer cihazlarından da yardım alabilir. Örneği sadece IPL kullanıldığı zaman kıllarınız ve tüyleriniz tam anlamıyla yok edilemez. Belirli ve küçük bir kısım yok olurken, büyük bir kısım ise daha sonradan kalınlaşarak çıkmaya devam eder. (30)

 

Lazer epilasyon işlemleri yaptırmaya karar vereceğiniz sağlık merkezini seçerken nelere dikkat etmelisiniz? Bildiğiniz gibi, lazer epilasyon işlemlerinin amacı, sizi istemediğiniz ve estetik görünmenize engel olan kıllarınızdan ve tüylerinizden sonsuza dek kurtarmaktır. Lazer epilasyon bu hedefe ulaşmanız için geliştirilmiş en etkin ve en başarılı sonuçlar veren epilasyon yöntemidir. Bu yöntemin özünde, kıllarımızın ve tüylerimizin hem olağan rengini veren hem de onların yeniden üremesini sağlayan melanin pigmentlerinin lazer cihazı tarafından gönderilen ışınları emmesi ve bu sayede bu kılların ve tüylerin köklerinin kurutulması hedefi bulunmaktadır. Ve yukarıda da söylediğimiz gibi, bu kıl ve tüy köklerinin ısı aracılığıyla tahrip edilmesi işlemlerinin vücud sağlığınız için hiçbir sakıncası bulunmamaktadır. Çünkü bu ışınlar lazer epilasyon cihazının bünyesinde barındırdığı soğutucu sistem sayesinde, sadece odaklanılan noktaya gönderilir ve etraftaki herhangi bir dokuya ve iç organa zarar vermeden bu işi yapar. Bu yüzden de, lazer epilasyon işlemleri, cildinizde ya da herhangi bir iç organınızda kalıcı bir hasar oluşmasını bırakın, ufak tefek herhangi bir yan etkinin oluşmasına bile izin vermez. Yine de bu işlemlerin doğru düzgün bir biçimde yapılabilmesi için uzman doktor kadrosuna sahip ve alanında deneyim sahibi sağlık merkezlerini seçmenizi tavsiye ediyoruz. Çünkü en iyi işleyen aletler bile, teknik olarak donanımsız ve para peşinde koşan kişiler tarafından sağlığınızı tehlikeye sokacak biçimde kullanılabilir. Etrafınızda, yeterince kurumsal olmayan ve uzmanlıktan uzak sözde sağlık merkezlerine para kaptıran ve istediği hizmeti almak bir yana fazlasıyla kötü sonuçlarla karşılaşan insanlar muhakkak mevcuttur. Böyle problemler ile karşılaşmamanız için iyice bir pazar araştırması yapmanız ve güvenilir bir sağlık kuruluşu ile çalışmanız gerekmektedir. Bu bağlamda, en uygun olduğuna karar vereceğiniz sağlık merkezinin, ilk önce en yaygın kabul görmüş ve en ileri teknik düzeye sahip tedavi aygıtlarına sahip olmasına dikkat etmelisiniz. Örneğin, Alexandrite Lazer Epilasyon cihazı, ünlü bir Amerikan kurumu olarak bilinen FDA tarafından onaylanmıştır ve günümüzde kullanılan en sağlıklı ve başarılı sonuçlar veren epilasyon aleti olduğu belgelenmiştir. Gördüğünüz gibi, bu örnek, sizin sağlık merkezini seçerken bilmeniz gereken bir bilgiyi bünyesinde taşımaktadır. Yine tekrarlamakta fayda var: Bir sağlık merkezinin en iyi lazer aygıtına sahip olması, en iyi tedavinin size sunulacağının garantisini vermemektedir. Aletin kullanım tekniğini çok iyi bilen bir cerrah bu işin kotarılması için olmazsa olmaz bir koşuldur. Ayrıca çok iyi lazer epilasyon kullanım pratiğine sahip bir doktorun bile, kaç seans işlem uygulaması ya da bu seanslarda lazer ışınlarının yoğunluğunu nasıl ayarlaması gerektiğini bilmesi gerekmektedir.(32) Bu yüzden, paranızı sokağa atmamanızı ve de fazlasyla risk almamanızı öneriyoruz. Bu duruma ulaşmanız ise iyi bir araştırma yapmanızdan geçmektedir. Birgüne birgün tıp fakültesine adımını atmamış, sadece para kazanmak amaçlı olarak işletme kuran ve doktorluk ya da uzman cerrahlık ile uzaktan yakında ilgisi olmayan kişiler de günümüzde sağlık merkezkeri açıp hizmet verebilmektedirler. Bu kişiler temel tıbbi gerçeklikleri bile bilmedikleri için, lazer epilasyon işlemlerinin uygun olmadığı bölgelere bile işlem yapabilirler. Bu ise vücudunuzun kıl ve tüy yapısını baştan aşağı değiştirmek ya da mahvetmek anlamına gelebilir. Birçok insan kalıcı olarak vücudunda iz yapmış yanık ve hasar izleri yüzünden mahkemelere başvurmaktadır. Lazer operasyonundan önce daha az kıl ve tüye sahip olan hastalar, böylesi korsan sağlık merkezlerinde işleme tabi tutulduktan sonra, daha fazla kıl ve tüy sahibi olduklarından şikayet etmektedirler. Tüm bu aksiklikler ve olumsuzluklar sebebiyle, Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yakın zamanlı bir karar ile sadece doktor olanlar güzellik merkezi işletebilecektir ve başka meslek gruplarından gelip bu işi yapan kişilerin yerleri kapatılacaktır. Biz, size paranızın değerli olduğunu hatırlatıyor ve güzellik merkezlerine giderken yukarıda saydığımız olumsuz durumları dikkate almanızı öneriyoruz. (46)

Burada. bir başka cihazdan yani Dijital Spektrofotometreden de bahsetmek istiyoruz. Bu cihazın işlevi tam olarak nedir? Bildiğiniz gibi lazer epilasyon işlemlerinde ana amaç, lazer ışınlarının orantılı bir dozajda kıl ve tüy köklerine ulaştırılması ve bu sayede de kıl ve tüy köklerinin bir kez daha ortaya çıkmasının önüne geçilmesidir. Eğer bu durum tam olarak ayarlanamazsa yani aşırı dozajda ya da düşük dozajda lazer ışını verilirse, ya kıl ve tüy kökleri yeteri ölçüde yanmayacaktır ya da aşırı derecede yanma olacaktır. Bu aşırı dozaj ise, işlem yapılan bölgenin yakınındaki dokulara zarar verecektir. Bu da, cildinizin üzerinde lekelerin, yanıkların ve tahrişlerin oluşması anlamına gelecektir. Aslına bakılırsa, bu dozaj ayarlama işi, bırakın tıp fakültesine ayak basmamış kişiler tarafından yapılmasını, uzman kişilerin bile ayarlarken gayet zorlandıkları bir iştir. Dijital spektrofotometre denilen cihazın kendine has niteliği de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Uygun dozajda lazer ışınının verilebilmesi için, cildimizdeki melanin pigmnetleri ve de kanımızdaki hemoglobin ile birlikte cildimizin parlaklığı yansıtabilme kapasitesi birlikte değerlendirilmelidir. Ki bu yüzden , dijital spektrofotometre çok büyük öneme sahip bir alet olarak gözümüze çarpmaktadır. Çünkü seanslar arası zaman dilimlerinde, cildinizde önemli değişiklikler meydana gelmesi muhtemeldir. Örneğin kanınızdaki hemoglobin miktarı artabilir ya da cildinizin parlaklığı düşebilir. Bu değişikliklerin takip edilmesi ve seansların buna göre tertip edilmesi, lazer epilasyon işlemlerinin başarısı için önemli bir kıstas olarak görülmektedir. Bu noktada da, seçeceğiniz güzellik merkezinin, dijital spektrofotometresinin olup olmadığını bilmenizde sizin için yarar görüyoruz. (20)

Peki, lazer cihazlarının yaptıkları işe göre birbirlerinden farkı var mıdır? Ve eğer varsa, bu farklılıklar nelerdir? Bu sorulara doyurucu bir yanıt verebilmek için, piyasada en çok bilinen ve talep edilen lazer epilasyon cihazlarını tek tek incelemiz gerekmektedir. (1) Alexandrite Lazer Epilasyon: Bizim insanımız genellikle buğday tenlidir ve bu yüzden de kıl ve tüy rengimiz genellikle koyu bir pigmente sahiptir. Bu nedenle de alexandrite lazer cihazı insanımız için en uygun lazer işlemini sağlayabilecek cihaz olarak görülebilir. Bu cihaz, derinlerde yer etmiş kıl ve tüy köklerine uzanabilme ve bu sayede süreklilik sağlaması mümkün olan sonuçlar vermektedir. Hem de bu sonuçları sunarken, kalıcı bir yanık ya da leke izi kalması ihtimalini tümüyle engeller. Derinize yaklaşık olarak 3 santimetrelik bir uzaklıktan atış yapma özelliğine sahip olduğu için, yanık ve kızarıklık gibi olumsuz neticelere yol açmaz. (2) Nd: Yag Lazer: Bazı güzellik merkezleri, Nd:Yag Lazer cihazının, solaryum ve güneş ışığında çok fazla kalmış ve bu yüzden bronzlaşmış ciltlere dahi etkin bir lazer epilasyon işlemi uygulayabileceğini iddia etmektedir. Ancak bu tamamen yanlış bir bilgidir. Çünkü bu cihaz cildinize sadece yüzeysel bir etki yapabilmektedir ve bu yüzden derinlerde yaşayan kıl ve tüy köklerine etkisi oldukça sınırlı kalmaktadır. Bu nedenden ötürü, seans sayıları sıkılaşmakta ve lazer epilasyon işleminin size olan maliyeti katlanarak artmaktadır. Ayrıca bu cihaz canınızı fazlasıyla da yakabilme kapasitesine sahiptir. Bu yüzden tedavinizin tamamlanamaması yani yarım kalması ihtimali bile vardır. (3) Işık Bazlı Sistemler: Bu sistemlerin gerçek lazer epilasyon sistemleri olmadığını söylememiz gerekmektedir. Örneğin IPL gibi ya da Mavi Işık ve fotoepilasyon gibi sistemler bu ışık bazlı sistemlere örnek olarak verilebilir. Bu sistemlerin temel özelliği, yoğunlaştırılmış ışık sistemleri olmalarıdır. Bu sistemlerin gelişmiş lazer epilasyon sistemlerinden ziyade, geliştirilmiş ağdalama yöntemleri olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü bu sistemler, lazer epilasyon yöntemleri gibi kıl ve tüy köklerine ulaşarak tahrip etme yeteneğinden yoksundurlar. Bir başka şekilde söylemek gerekirse, bu sistemlerin geçici bir ağdalama yöntemi olduğunu bilmek gerekir. Ayrıca, operasyonun yapıldığı esnada cihaz teninize değdiği için, temizlik ya da hijyen bakımından size sıkıntı yaratabilir. Bu yöntem sayesinde, kıllarınızdan ya da tüylerinizden sürekli bir biçimde kurtulmanız mümkün değildir. (4) Diode Lazer: Bu lazer sistemleri, sadece yüzünüzdeki ince ve zayıf yapılı kıllarda ve tüylerde olumlu neticeler verme kapasitesine sahiptir. Bu sistem, yapıları itibariyle kalın ve derinlerde yer etmiş olan vücut kıllarından kurtulmak için uygulanması önerilmemektedir. Bu işlem sadece yüzünüzdeki ince ve açık renkli olan kıllar ve tüyler için kullanılabilir. Bu cihazda cildizinle temas etmektedir ve bu yüzden de hijyenik açıdan size sıkıntılar yaratabilir. (5) Radio Frequency: Bu sistemler de lazer değildirler: daha ziyade, radyo frekansları gibi dalgalardır. Açık renkli yapıda olan, beyaz ya da sarı renk tonuna sahip olan kılları yok edebileceği iddiası yaygındır. Gelgelelim yapılan araştırmalar ve incelemeler, bu sistemin, kıl ve tüy köklerini yok etmediğini, yalnızca kıl ve tüy köklerinde kısa bir süreliğine nem azalması sağladığını söylemektedir. Çünkü bu sistem ile yapılan operasyonlardan sonra kılların ve tüylerin tekrardan önceki haline döndüğü görülmüştür. (38)

Lazer epilasyon işlemlerine girmeden önce neler yapmalısınız? Bu sorunun yanıtı, operasyondan alacağınız verimin genel bir çerçevesini sunacaktır. İlk olarak, kıllarınızın ve tüylerinizi oluşumunda gözlemlenen ve olgunlaşma evresi dediğimiz evrelerin tamamlanması gerekmektedir. İkinci olarak seans sayıları ve bu seanslar arasında bırakılması gereken zaman dilimleri de önemlidir. Örneğin, vücudunuzun herhangi bir bölgesi lazer epilasyon işlemine tabi tutulacaksa, ikişer aylık aralar burada ideal bir zaman dilimi olarak görünmektedir. 4 – 6 seans arası bir tedavi süreci de sizin için ideal olacatır. Fakat örneğin, yüz bölgenizdeki daha ince kıllar ve tüyler için lazer epilasyon yapılacaksa, bu işlem için ise 1’er ay aralıklar ile yapılacak seanslar yeterli görülecektir. 6 – 12 ay arası bir tedavi süreci de burada sizin için en ideal olan biçim olacaktır. Ancak bu seans sayılarının kişiden kişiye değişeceğini, çünkü her bir bireyin kendine has bir fizyolojik yapıya sahip olduğunu, bu yüzden de kıl ve tüy yapılarının farklı farklı tarzlarda oluştuğunu belirtelim. Biz alexadrite lazer sisteminin yaptığı epilasyon işlemi sonrasında, en başarılı ve en etkin çözüme ulaşacağınızı düşünüyoruz çünkü bu sistemde tahrip edilmesi planlanan kıl ve tüy kökleri kesinlikle ortadan kaldırılmaktadır ve bir daha gün yüzüne çıkmaları sonsuza dek engellenmektedir. Siz de seçiminizi yaparken bu hakikatleri göz önüne almalısınız. Bu gerçeklikler tamamen bilimseldir ve FDA gibi ünlü kuruluşlar tarafından onaylanmıştır. Size kısa seans aralıkları sunan ve akıl almaz sonuçlar için söz veren sözde güzellik merkezlerinin kandırmacalarına gelmeyiniz. (18)

 

 

 

Lazer epilasyon ankara

Lazer epilasyon cihazları ile yapılan tedavi yönteminin dışındaki geçici rahatlık sağlayan işlemler, örneğin tıraşlama, ağdalama, tüy dökücü kremler vb., hastalar için sürekli bir çözüm aralığı sağlayamazlar ve kesin bir sonuca ulaştıramazlar. Halk içinde ise “iğneli epilasyon” olarak adlandırılan elektroliz metodu, lazer epilasyondan farklı olarak, zaman ve uğraş açısından maliyetli, pratik açıdan sıkıntılı ve hastayı da ameliyatı yapan cerrahı da fazlasıyla uğraştıran bir yöntemdir. Ayrıca bu yöntemin hastane ortamı dışında yapılma ihtimali, enfeksiyon kapmanıza ya da işlem yapılan bölgede kalıcı ve canınızı sıkacak izlerin oluşması gibi olumsuz yan etkilere neden olabilir. Lazer epilasyon yöntemi ile, artık eski konforsuz ve zahmetli yöntemlerin yerini, uygulama açısından pratik ve sonuçları açısından eski yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar başarılı işlemler yapılması durumları almıştır. (30)

Lazer epilasyon hakkında merak edilenler

Dünyadaki ilk lazer cihazının 1964 yılında geliştirildiğini söylemiştik. Lazer’in geliştiridiği bu alan aslına bakılırsa endüstri alanıdır. Bu yılı takip eden zaman dilimi içerisinde, tekli kısa atım yapma niteliğine sahip aygıtlar icat edildi. Ve böylelikle lazer ışını tıbbi alanda kullanılmaya başlandı. 1980’li yıllar, lazer cihazlarının teknolojik açıdan ilerletilmesinde, büyük bir hızlanmanın yaşandığı yıllar olmuştur. Amerika’ın ünli kurumu FDA, 1988 yılındaki bir hastalığın tedavisi için “Dye lazer” kullanımına izin verdi ki, bu hastalık doğuştan gelen bir damar hastalığından başka bir şey değildi. Böylece, lazer ışınlarının kullanım alanı ve yöntemlerin ilerletilmesi çalışmaları gittikçe daha yoğun bir biçim almaya başladı. Bugün, lazer ışını tedavisi, kılcal damarların tedavi edilmesinden tutun vücudunuzdaki lekelerin ve dövmelerin çıkarılmasına kadar birçok farklı alanda yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Bu bağlamda, lazer cihazlarının kullanımı açısından, 1994 yılı da özel bir gelişmenin yaşandığı bir döneme denk düşmektedir. Bu yıl içerisinde ilk kez IPL cihazı geliştirilmiş ve piyasaya sürülmüştür. Bu cihaz ile birlikte, epilasyon işlemlerinin özel bir türü olarak adlandırılacak ve adına aynı zamanda “foto epilasyon” denilen bir işlem türü geliştirildi. Ancak gelgelelim beklenilen sonuçlara bu aygıt ile ulaşılması pek mümkün olmadı çünkü bu alet fazlaca olumsuz yan etkiye sahipti. Bu aletin olumsuz sonuçlarının görülmesi ile birlikte geliştirilen Ruby, Diode, Nd:yag ve Alexandrite tipi lazerler, lazer epilasyon için farklı bir dönemin başladığının işaretiydi. Peki lazer aygıtları geliştirilirken asıl amaçlanan şey tam olarak neydi? Bu amaç, tam anlamıyla, kıllarımızın yapısında bulunan ve melanin ismi verilen boya maddesinin lazer ışınlarını emmesi ve bu sayede ortaya çıkan ısı enerjisinin kıllarımızın yeniden üremesine yardımcı olan kök hücreleri tahrip etmesini sağlamaktır. Bu amaca ulaşılabilmesi adına, lazer ışını tarafından gönderilen ışınların melanin aracılığıyla rahatça emilebilmesi için, en uygun lazer dalga boyunun seçilmesi gerekmektedir. Biraz önce gelişim aşamalarında ortaya çıktığını söylediğimiz “Ruby”, “Alexandrite”, “Diode” ve “Nd:yag” tipi aygıtlar, buradaki sırasıyla melaninin en çok emdiği ışından en az emdiği ışına göre sıralanmıştır. (25)
Lazer cihazlarının elli yıllık gelişim tarihi aslına bakılırsa sağlık ve estetik alanında devrimci dönüşümlere yol açmıştır. Bu teknolojiler her geçen gün artan oranda geliştirilmektedir. Ve bu gelişim, sağlığınız için daha güvenli aletlerin üretilmesi biçiminde olmaktadır. Bugünün dünyasında, damarsal lezyonlardan ve kırışıklıkların düzeltilmesinden tutun da lekeler ve sivilce izlerinin silinmesine kadar birçok farklı tedavi yapılırken epilasyon cihazlarından faydalanılmaktadır. Lazer ışının özellikleri, (1) tek renkli olması, (2) düz ve belirli bir yoğunluktaki enerjiye sahip, bir ışık demetini yansıtabilmesidir. Lazer ışınları yapıları itibariyle güçlüdürler çünkü ancak bu sayede hedefledikleri kıl ya da tüy köklerini tahrip edebilirler. Bu işlemi yaparken de, hedeflenen noktanın çevresinde yer etmiş dokuların hiçbirisine zarar vermeme gibi olumlu bir özelliğe sahiptir. Böylece sadece tüylerin kaldırılması hedefine başarılı bir biçimde ulaşılmış olunmaktadır. Peki istenmeyen tüylerinizden kalıcı bir şekilde kurtulmak istiyorsannız, kaç seans epilasyon tedavisi görmeniz gerekmektedir? İlk elden şunu söyleyelim ki, tek bir seanslık tedavi ile istediğiniz sonuca yani tüm istenmeyen kıllarınızdan ve tüylerinizden kurtulma sonucuna ulaşmanız henüz kullanılan teknikler ile mümkün değildir. Böylesi bir işlemin tek seansta sonuçlandırılamaması, vücudumuzdaki kıl döngülerinin zamansallığı ile de çok yakından ilişkilidir. Şöyle ki, her türden kılımız ya da tüyümüz aynı anda deri üstüne çıkmamaktadır. Bir başka deyişle, derinizin üst kısımlarında yaşadığı belirgin bir biçimde belli olan kıllar ve tüyler olduğu gibi, deri altında da yaşamayı ve deri üstüne çıkmayı bekleyen kıllar ve tüyler de mevcuttur. Kıllar ya da tüyler, ilk önce büyürler, sonra belirli bir süre deri üstünde yaşarlar ki buna “dinlenme” ismi verilmektedir. En sonu ise evrimlerini tamamlayıp dökülürler. Bu yüzden kılların ve tüylerin yaşam evreleri 3’lü bir aşamadan geçmektedir demek mümkündür. Lazer ışını işlemleri ise tam olarak kıllarımızın büyümesi evresinde en etkin biçimde kullanılabilmektedir. Bu fizyolojik sebepten ötürü, istenmeyen kıllarımızdan ve tüylerimizden bir seanslık bir tedavi süresinde kurtulmamız pek olası bir iş değildir. Bir tüy ya da kıl, büyüme döneminde iken, lazer epilasyon işlemine tabi tutulursa, o tüy ya da kıldan sonsuza kadar kurtulmuş olmanız mümkündür. Her tüy ya da kıl büyüme evresinde yaşamadığı için, ilk seans sadece büyüme evresindeki kılları ya da tüyleri yok edecektir ve bu da deri atında yaşayan kılların ve tüylerin çıkması için belirli bir zaman diliminin geçmesini beklemek anlamına gelmektedir. Bu seanslar arası zaman dilimi cerrahınız tarafından belirlenecektir ama ortamala olarak 1 ya da 2 aylık bir ara verilmesi yeterli olmaktadır. Böyle bir aralıktan sonra kıllarınızın ya da tüylerinizin bir kısmı büyüme evresine girmiş olacaktır. Böylece lazer epilasyon işlemine tabi tutulmaları mümkün bir hal alacaktır. Eğer bir kıl ya da tüy henüz büyüme dönemine girmemişse ve bu kıla ya da tüye epilasyon ışınları ile tedavi yapılırsa, kıl ya da tüy sanki tütsüye bandırılmış bir hal alacaktır. Böylece lazer ışınları kıl ya da tüy köküne ulaşamazlar ve epilasyonda amacına erişememil olur. Ancak yukarıda söylediğimiz evreler göz önüne alınırsa, yani kılların ve tüylerin yaşam evreleri dikkate alınırsa, o zaman başarılı bir lazer epilason işlemi gerçekleştirilmiş olunur. Bu da tek seanslık bir işlem ile başarılı sonuçlara ulaşamayacağınızın bir başka göstergesidir. (38)
Yukarıda anlattığımız gelişim süreci ve ameliyatların yapılacağı koşullar göz önüne alınırsa, lazer epilasyon işlemlerinin seansları, ilk olarak kıllarınızın ve tüylerinizin yuva yaptığı yere göre değişik biçimler alacaktır. Ayrıca lazer epilasyon işlemlerinin ne kadarlık bir seans süresi alacağı, tedavi edilecek hastanın kalıtımsal özelliklerine göre de değişmektedir. Ortalama bir hasta için seans sayısı, yaklaşık olarak 3 – 8 arasında değişmektedir. Bu seanslar arasında yine yaklaşık 2’şer aylık zaman dilimlerinin bulunması önerilmektedir. Derinizin üzerinde yarım santimlik bir uzunluğa ulaşmış olan bütün kıllar ve tüyler, daha fazla uzamasını beklemeden, lazer işlemine sokulabilir. Bu tip durumlarda seanslar arası zaman diliminin 1’er aylık periyotlar ile yapılması önerilebilir. Lazer epilasyon işleminin uygulanabileceği kişiler hangi özelliklere sahip olmalıdır? Bunları şöyle sıralayabiliriz: (1) İlk olarak bu tedaviye ihtiyaç duyan hastanın 13 yaşından büyük olması gerekmektedir, (2) hastanın tüylenme yapısı lazer epilasyon ile uyumlu olmalıdır, (3) Kıl ve tüy renklerinin cilt renginden belirgin bir biçimde farklı olması, hastanın tedaviden alacağı verimi en üst seviyeye çıkarmaktadır, ve son olarak (4) Hastaların ışığa karşı aşırı duyarlılıklarının olmaması gerekmektedir. Bu dört özelliğe sahip olan tüm hastalar için lazer epilasyon işlemi yapılmasının önünde herhangi bir engel yoktur. Peki lazer ışınlarının vücüdunuza temas etmesi herhangi bir olumsuz yan etkiye/etkilere yol açabilir mi? Lazer epilasyon işlemlerinin temel olarak vücunuzdaki istenmeyen kılları ve tüyleri hedef aldığını yukarıda söylemiştik. Ancak bu işlemlerin profesyonel cerrahlar tarafından uygulanması, sağlığınız açısından çok büyük bir önem arz etmektedir. Bir başka deyişle, işlemler amatör kişilerce değil de uzman doktorlar tarafından yapıldığında, hiçbir dokunuza zarar gelmesi söz konusu değildir. Eğer uzman olmayan kişiler tarafından sağlıksız koşullarda işleme sokulursanız, ortaya çıkması muhtemel olan en kötü olumsuz durum ile yani cilt lekeleri ile karşılaşmanız işten bile sayılmayacaktır. Bu lekeler belirli durumlarda kalıcı olabilir. Lazer işlemlerinin kıl ya da tüy köklerinin lazer ışınları ile yeterince ısıtılıp tahrip edilmesi üzerine kurulu olduğunu biliyoruz. Bu işlemler yapılırken hedeflenen bölgenin dışında kalan bölgelerin zarar görmemesi için yeterince çabalanmalıdır. Örneğin, cildinizin üst tabakasını kötücül bir şekilde etkilememek için, bu lazer epilasyon işlemleri yapıldığı anda, soğutucu bir takım başlıklar kullanılmaktadır. Ayrıca hatırlatmak istediğimiz önemli bir ayrıntı daha bulunmaktadır: Lazer epilasyon işlemlerinin sürdüğü aralıkta kıllarınızı hiçbir şekilde cımbızla ya da iple almamanızı önermekteyiz. Çünkü böylesi tedaviler, kıl köklerini incelirler ama tam anlamıyla kıl köklerini ortadan kaldıramazlar. Bu kıl ve tüy köklerinin incelmesi durumu, lazer epilasyon işleminin yapılacağı bölgeyi tam olarak kavrayamaması gibi bir duruma yol açabilir. (33)

İğneli epilasyon

Lazer epilasyon cihazları ile yapılan tedavi yönteminin dışındaki geçici rahatlık sağlayan işlemler, örneğin tıraşlama, ağdalama, tüy dökücü kremler vb., hastalar için sürekli bir çözüm aralığı sağlayamazlar ve kesin bir sonuca ulaştıramazlar. Halk içinde ise “iğneli epilasyon” olarak adlandırılan elektroliz metodu, lazer epilasyondan farklı olarak, zaman ve uğraş açısından maliyetli, pratik açıdan sıkıntılı ve hastayı da ameliyatı yapan cerrahı da fazlasıyla uğraştıran bir yöntemdir. Ayrıca bu yöntemin hastane ortamı dışında yapılma ihtimali, enfeksiyon kapmanıza ya da işlem yapılan bölgede kalıcı ve canınızı sıkacak izlerin oluşması gibi olumsuz yan etkilere neden olabilir. Lazer epilasyon yöntemi ile, artık eski konforsuz ve zahmetli yöntemlerin yerini, uygulama açısından pratik ve sonuçları açısından eski yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar başarılı işlemler yapılması durumları almıştır. (30)