Lazer epilasyon

LAZER EPİLASYON

 

Lazer epilasyon genel bilgiler

Lazer epilasyon işlemlerinin oldukça güvenli ve uygulama yapılan kişilere hiçbir zararı olmadığı ünlü bir Amerikan kurumu olan FDA (Food and Drug Association) tarafından da onaylanmıştır. Lazer, eğer çok kaba bir biçimde tanımlamak mümkünse, tek dalga biçiminde olan ve yoğunlaştırılmış bir şekilde var olan ışık demetinin adıdır. Lazer ışınları, belirli bir dalga boyundadır ve temel özelikleri renkleri koyu olan maddeler tarafından emilebilmektir. Bir başka deyişle, lazer ışınları içlerinde taşıdıkları enerji miktarlarını bu koyu renkli maddelere aktarmaktadırlar. Bu aktarımdan sonra lazer ışınları belirli bir ısı enerjisine dönüşmektedirler. Bu özelliği sebiyle lazer ışını tıbbın çeşitli alanlarında 40 yılı aşkın bir süredir başarılı bir biçimde kullanılmaktadır. Lazer epilasyon  işleminin temel ilkesi şudur: Kıl ve tüy folikülünde yerleşik olarak bulunan ve adına melanin pigmenti denilen renk verici madde, lazer ışınları tarafından tutulmalıdır ve bu sayede lazer ışınlarının ısıya dönüşmesini sağlanmalıdır. Ortaya çıkan ısı enerjisinin kıl foliküllerinin tahrip edilmesi için yeterli olduğu kesindir. Şunu da ekleyelim; Lazer ışınları sayesinde ortaya çıkan ısı enerjisi sadece kıl ve tüy köklerini tahrip etmektedir. Bu, cildinizin lazer ışınlarından hiçbir biçimde zarar görmeyeceğini söylemek ile aynı şeydir. Bunun bir nedeni de, kıllarda ve tüylerde bulunan melanin pigmentinin vücudun muhtelif yerlerinden bulunan melanin pigmentlerine göre daha konsantre bir özellikte olmasıdır.

LASER (Light Amlification by Stimulated Emmition of Radiation), tam olarak, belirli yoğunlukta bir ışık demetinin düz bir çizgi dahilinde hedeflenen bölgeye iletilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Bu sayede istenmeyen tüylerinizden ve kıllarınızdan kurtulmanız mümkün hale gelmektedir. Lazer epilasyon ışınlarının kıl ve tüy köklerine gönderilmesi sonucunda buradaki foliküller melanin pigmenti dediğimiz şeyler tarafından emilirker ve belirli yoğunluktaki bir ısı enerjisine dönüşürler. Kıl ya da tüy köklerindeki sıcaklık neredeyse 60 derecelik bir düzeye ulaşmaktadır ve bu sayede kıl ve tüy kökleriniz etkin bir biçimde tahrip edilmektedir. Böylece kıl ve tüy kökleri artık vücudunuz tarafından beslenemez hale gelecektir. Bu da bir daha o bölgede kıl ve tüylerin çıkmaması ile aynı anlamına gelmektedir. Burada bir kıl folikülünün, cildinizin üzerinde görünen bir kısmının yani kıl gövdesinin ve de cildinizin altında yani içinde kalan kıl köklerinden oluşmakta olduğunu hatırlatalım. Kıl köklerimiz çok derinlerde değildir: hemen hemen derimizin birkaç mm’lik derinine yuva yapmış vaziyettelerdir. Bu kökler, kıllarımızın ve tüylerimizin kan damarları ve sinirler ile kuvvetlendirilmesi ve bu sayede canlılıklarını sürdürürken aynı zamanda yaşam evrelerini tamamlamalarını da sağlamaktadır. Lazer epilasyon işlemi ile birlikte, kıl ve tüy köklerini beslediğini bildiğimiz durumdan kurtuluruz. Bu arada öenmli bir bilgiden size bahsetmek istiyoruz. Kıl ve tüylerin kendilerine has bir yaşam formu vardır. Herhangi bir kıl folikülü, embriyo halinde ortaya çıktığı andan itibaren ilk önce büyümektedir ki bu onun ilk evresi anlamına gelmektedir. Büyüyüp deri üzerinde görünmeye devam ettiği sürece dinlenme denmektedir. Ve en sonu, artık yaşamını sürdürecek besinlerin ve sinir hücrelerinin bile fayda sağlamadığı bir durumda dökülmektedir. Bu üçlü yani “büyüme, dinlenme ve dökülme”, bir kıl ya da tüyün yaşam döngüsü olarak bilinmektedir. Bu bilginin önemi, lazer epilasyon işleminin yapıldığı durumlarda, dikkate alınması elzem hale gelen bir gereklilik arz etmesindendir. Kıllarınız ya da tüyleriniz bu üç evreden herhangi birisinde yaşamayı sürdürürken, lazer epilasyon işlemi ise sadece büyümekte olan kıllarınıza ve tüylerinize uygulandığında en etkili çözümleri sunmaktadır. (26) lazer epilasyon ankara

Lazer epilasyon işlemlerinin sağlığınıza açısından herhangi bir riski olup olmadığını merak edebilirsiniz.

Lazer epilasyon işlemlerinin sağlığınıza zararı var mıdır?

Bu konuda da size birkaç şey söylemek istiyoruz. Lazer epilasyon işlemi kozmetik nitelikli değil tam anlamıyla tıbbi bir uygulama olarak anlaşılmalıdır. Ve bilimsel olarak doğru olan şudur ki, her bir tıbbi uygulama yapısı gereği bazı risklere sahiptir. Bu riskler tıbbın doğasından kaynaklanmaktadır. Yoksa uygulamaların kendi başına sahip olduğu riskler elbette mevcuttur ama bu riskler en aza indirilese bile tıbbi işlemlerde her zaman için risk ihtimali göz önünde tutulmalıdır. Bu tarz riskler güvenli ve teknik olarak yetkinleşmiş bir lazer epilasyon cihazı ile sizin için hiçbir sıkıntı yaratmayacak bir düzeye indirilebilecektir. Ayrıca bu lazer epilasyon işlemleri sonucunda ortaya çıkabilme ihtimali olan risklerin en aza indirilebilmesi için işlemleri uzman bir doktorun yapması gerekmektedir. Bu arada lazer epilasyon işlemleri sonucunda ortaya çıkan çok büyük riskler olmadığını da hatırlatmak istiyoruz. Operasyonlardan sonra görülen ancak çok sık olarak gözlenmeyen durumlardan birisi, cildinizde oluşan yüzeysel bir yanık ihtimalidir. Bu durumun ciltleri özellikle hassas bir nitelik sergileyen hastalarda daha çok görüldüğünü de söylemek gerekmektedir. Ayrıca işlemde kullanılan aygıtın yetersiz bir soğutma sistemine sahip olması da yüzeysel yanık oluşmasına neden olabilmektedir. Çok koyu tenli hastaların lazer epilasyon işlemine girmesi sonucunda da bu tarz yüzeysel yanıklar oluşabilmektedir çünkü lazer ışınları koyu renkli tenlere karışı aşırı duyarlıdır. Lazer ışınları koyu tenli kişilerde sadece kılları ve tüyleri değil aynı zamanda deriyi de etkilemektedir. Açık tenli olduğu halde ince telli kıllara ve tüyleri sahip olan hastalarda da benzer bir yüzeysel yanık sorunu ile karşılaşmak mümkün olmaktadır. Yüzeysel yanıkların oluşması durumunda cildinizde oldukça hafif açıklıkta ya da koyu renkli bir iz oluşması muhtemeldir. Ancak bu izlerini uzun dönemli bir tedavi aracılığıyla düzeltilmesi ya da tamamen ortadan kaldırılması mümkündür.

Örneğin lazer ile cildiniz üzerinde belli olan damarların tedavi edilmesi işlemi rahatlıkla gerçekleştirilebilmektedir. Bu tarz işlemler hem çok az ağrılı bir biçimde hem de çok etkili sonuçlar verecek şekilde uygulanabilmektedir. Lazer epilasyon işlemleri uygulanan bölgenin çevresindeki dokulara kensinlikle bir zarar vermemektedir. Ayrıca lazer epilasyon işlemlerinden sonra gündelik toplumsal yaşamınıza geri dönmemeniz için herhangi bir engel yoktur. Damarların tedavi edilmesi işleminin lazer cihazları ile yapılabildiğini söylemiştik. Ekleyelim: lazer epilasyon cihazları ile ayrıca damarsal lezyonların da tedavisi yapılabilmektedir. Damarsal lezyonların tedavi edilmesi işlemi, her türden lazer epilasyon işleminin yapısal olarak bağlı bulunduğu duruma yani “selektif fototermoliz” vakasına dayanmaktadır. Damarların tedavi edilmesinde asıl amaçlanan şey, lazer ışınlarının kanınızda bulunan eritrositlerin taşıdığı hemoglobin ve oksihemoglobin ismi verilen renkli maddeler ile buluşturulmasıdır. Bu renkli maddelerin lazer ışınlarını absorbe edebilme yani emebilme yeteneği vardır. Hedeflenen yapıdaki bu tarz bir işlem sonucunda emilen ısı tarafından damarsal yapının kendisi tahrip edilmektedir.

Lazer Epilasyon İşlemi İle Tek Bir Seasnsta Tüylerden Tamamen Kurtulmak Mümkün Müdür?

Böylesine çabuk ve zahmetsiz bir çözüm, şu an sahip olduğumuz tedavi teknikleri açısından düşünüldüğünde, mümkün değildir. Bunun nedeni, lazer epilasyon işleminin uygulanma aşamasında, kıl köklerinin aynı hızla büyümemeleri, yani farklı büyüme evrelerinde olmasıdır. Lazer epilasyon işlemi sırasında, belirli bir olgunluk (anogen) göstermiş kılların kökleri daha fazla etkilenecektir. Buna karşın, istirahatte olan (katogen) ve gerileme gösteren (telogen) fazlardaki kıl kökleri ya çok az etkilenirler ya da hiç etkilenmezler. Bu sebeple, bu kıl köklerinden kurtulmak için bir kaç lazer epilasyon seansının daha uygulanması gerekir. Kılların renklerinde ve büyüme devrelerinde görülen farklılıklar sebebiyle, lazer epilasyon seansının sayısı, uygulanan kişiye göre değişecektir. Dahası, aynı kişinin vücudunun farklı bölgelerine uygulanması bile değişiklik gösterecektir.

ALEXANDRİTE LAZER EPİLASYON İLE İLGİLİ BİLMEDİKLERİNİZ

Alexandre lazer epilasyon cihazı ülkemizde kullanılan en tanınmış lazer epilasyon yöntemlerinden birisi olarak bilinmektedir. Alexandrite tipi lazer cihazları uzman cerrah tarafından gerekli görüldüğü durumlarda ND yag ile kombine edilebilme özelliğine de sahiptir. Alexandrite lazer bazı durumlarda tek başına en etkin sonucu veremediğinden dolayı, ND yag bu işlemlerde yardımcı olarak kullanılması işlemlerin  başarısını attıran bir şey olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında bir vaka özelinde hangi lazer epilasyon cihazının kullanılacağına uzman cerrah karar vermektedir. Ancak böylesi seçeneklerin bulunmadığı yani her iki lazer cihazına da sahip olmayan güzellik merkezleri için uzman cerrahların seçim yapma konusunda pek fazla alternatifi kalmamaktadır. Biz, lazer epilasyon işlemleri için başvurduğunuz sağlık merkezlerinin hem alexandrite tipi hem de ND yag tipi lazer cihazına sahip olmasına dikkat etmenizi öneriyoruz. Alexandirte lazer epilasyon cihazları teknik bakımdan 755 nm’lik uzunluğundaki bir dalga boyuna sahip lazer ışığından faydalanmaktadırlar. Alexandrite lazer cihazı tarafından üretilen bu lazer ışınları, kıl ve tüylere rengini veren melanin pigmenti tarafından oldukça rahat bir biçimde absorbe edilmektedirler. Melanin pigmentlerinin lazer ışınlarını emebilme kapasitesi kıl ve tüy köküne gönderilen ışınların niteliğine bağlı olduğu için, bu nitelik epilasyon işlemlerinin en önemli boyutunu oluşturmaktadır. Ancak bir kez daha sizlere ideal lazer epilasyon hastasının açık ten rengine ve aynı zamanda koyu renkli kıl ve tüylere sahip olmasının operasyonlardan alınmak istenen sonuçları maksimize ettiğini söylemek istiyoruz. Bu sebepten ötürü, koyu tenli kişilerin kılları ve tüyleri melanin pigmentini tutsalar bile, bu kılların ve tüylerin etrafındaki koyu renkli cilt dokusuda bu ışınları tutacağı için, lazer epilasyon işlemlerinin koyu tenli kişilerde yapılması pek verimli sonuçlar sağlamamaktadır. Böylesi bir ten rengine sahip olan kişilere lazer epilasyon işleminin yapılması, hastaların ciltlerinde komplikasyonların ve aşırı reaksiyonların ortaya çıkmasına neden olabilir. Böylesi sonuçların ortaya çıkmaması için, alexandrite lazer epilasyon işlemlerinin koyu tenli kişilere uygulanmaması gerektiğini bir kez daha söylemek istiyoruz. Bizce koyu ten rengine sahip kişilerde ND yag lazer cihazı kullanılarak işlem yapılması daha verimli sonuçlar ortaya koymaktadır. ND yag  lazer gerçekten de hem yüz bölgesine uygulanabilmektedir hem de ince tüylerde de etkili sonuçlar vermektedir. Ancak alexandrite tipi lazer cihazının ince tüylerde hiçbir etkisi olmadığı da kanıtlanmıştır.

Alexandrite lazer epilasyon cihazı ince tüylerin bolca çıktığı bölgelere uygulanırsa bu bölge özelinde istenmeyen etkilerin de ortaya çıkması ihtimali vardır. Örneğin bu komplikasyonlardan birisi, istenmeyen tüylerin yok edilmesi istenirken tüylerin sayısının daha fazla artmasıdır. Biz, bu nedenden ötürü, alexandre tipi lazer cihazının yüz bölgesindeki ince yapılı kılların ve tüylerin alınması işlemlerinde kullanılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Hangi vakıa özelinde ne tür bir lazer işleminin uygulanmasına uzman cerrah ve ekibi karar vermelidir. Bu arada ufak bir parantez açarak, lazer epilasyon işlemleri sırasında kullanılan cihazların gönderdiği ışınların dalga boylarının da önemli olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu ışın boyları lazer epilasyon işlemlerinin etkinlik düzeyinin birebir belirleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden alanında uzmanlaşmış ve deneyimli uzman cerrahların çalıştığı/sahibi olduğu sağlık merkezlerinde lazer epilasyon işlemlerinizi yaptırmanızı öneriyoruz. Alexandrite lazer cihazı, yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı, kökleri cildinizin derinlerine sirayet etmiş sırt kıllarınızda ve ayrıca kol kıllarınızda da istenen başarı düzeyini sağlayamamaktadır. Bizce, sırt ve kol bölgelerinde ND yag lazer cihazının kullanılması daha verimli sonuçlar alınmasına vesile olacaktır. Alexandrite lazer işlemlerinin seans sayısı, yapılacak işlemin niteliğine bağlı olmakla birlikte, yaklaşık olarak 6 seanslık bir süreci gerekli kılmaktadır. Gerçekte bu herhangi bir lazer epilasyon işlemi için de ortalama olarak uygulanması gereken seans sayısına eşittir. Bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Esmer ten rengine ve ince tüylere sahip olan kişilerde alexandrite lazer işlemleri yapılamaz. Bu tarz işlemler hastalara uygulandığında hem seans sayıları artacaktır hem de işlem maliyeti yükselecektir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi alexandrite lazer epilasyon işlemlerinin bu tarz hastalara uygulanması ters tepebilir ve hedef ince tüylerin tahrip edilmesiyken sonuçta ortaya tüylerin daha da fazlalaştığı bir görüntü çıkabilir. Operasyonlardan önce herhangi bir hazırlık sürecinden geçmenize gerek yoktur. Fakat alexandrite lazer epilasyon cihazı ile yapılan işlemleri daha çok genital bölge ve koltukaltlarına uygulandığı için, bu bölgelerde bulunan kılların ve tüylerin üç gün öncesinde evde sizin tarafından kısaltılmasında yarar vardır. Alexandrite lazer epilasyon cihazı ile yapılan işlemlerde alınan en verimli sonuç belki de uygulama yapılan bölgedeki tüylerin alındığı anda tamamen yok olmasıdır. Böylece işlem yapılan bölge operasyondan sonra tertemiz bir hale gelmektedir. Ancak bu tarz bir tamamen yok olma görüntüsünün ortaya çıkabilmesi adına, tekrarlayan seansların belirli aralıklarl uygulanması gerekmektedir. Yukarıda adını verdiğimiz bölgeler özelinde ikişer aylık aralıklarla operasyonların uygulanması avantajlı sonuçlar doğuracaktır. İki ay sonra tekrardan işlem yapılmasının nedeni, deri altında büyümesi beklenen kıllar ve tüylerin cilt yüzeyine çıkmasıdır. Birçok lazer epilasyon işleminde olduğu gibi, alexandrite lazer epilasyon işlemlerinin de en çok etkileyebildiği kıllar ve tüyler gelişim evresinde olanlardır. Epilasyon işlemi bittikten sonra bölgedeki kıllar ve tüyler kendi kendine dökülmeye başlar. Bu dökülme evresinde sizin yapmanız gereken tek şey bölgeyi elinizden geldiğince nemlendirmeye çalışmaktadır. Ancak nemlendirmeye çalışırken bu bölgenin tahriş olmamasına da özen göstermeniz gerekmektedir.

 

Günümüz dünyasında epilasyon işlemlerinin yapmak amacıyla 3 farklı tarzda “lazer”den faydalanılmaktadır. Bunlardan belki de en iyi bilineni “alexandirite” tipi lazerdir. Diğer ikisi ise sırasıyla “Diod” ve Ndyag” lazerleri olarak isimlendirilmektedir. IPL olarak isimlendirilen bazı yüksek atışlı ışık mekanizmaları/sistemleri de epilasyon amaçlı kullanılmaktadr. Ne var ki bu cihazlar lazer niteliğinde değildir. Haliyle epilasyon işlemi bazındaki başarılı olma durumları lazerlerin sağladığı türden bir etkinliğe sahip değildir. Farklı farklı lazer sistemlerinin etkin olabilme durumu hastanın kıl ve tüy yapısına ve bunların kök derinliğine göre değişmektedir. Örneğin, “alexadirite” tipi lazer sistemleri açık tenlerde yer etmiş koyu kıl ve tüylerde gayet etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bir başka lazer sistemi olan “Ndyag” lazer ise koyulaşmış tende en derinlere kök salmış kıllarda ve tüylerde aynı zamanda da ayva tüyü denilen kılların ve tüylerin yok edilmesinde oldukça etkilidir. Vücudumuzun birçok farklı yerinde hem derin kökleri olan kalın kıllar ve tüyler hem de yüzeysel bir şekilde varlığını sürdüren ayva tüyü tarzı kıllar ve tüyleri beraber bulunmaktadır. Haliyle ve doğal olarak, seçilen lazer yöntemi, hem hastanın kıllarının ve tüylerinin bölgesel dağılımını dikkate almalıdır hem de kılların ve tüylerin yapısal özelliklerinin iyice anlamalıdır. Örneğin alexadirite tarzı lazer sistemleri ile NDyag tarzı bir lazer sisteminin etkili olacağı bölgelerde yeterli bir şekilde başarı sağlanması oldukça zordur. Bilindiği gibi, farklı farklı türden her kıl ve tüy kökü kendine has bir yaşam döngüsüne (yani siklusuna) sahiptir. Kıllarımız ve tüylerimizi büyüme döneminde (anajen dönem de denir) cildimizde gözle görülebilir düzeyde hissedilirler. Dinlenme evresinde olan biten şey ise, kıl ve tüy köklerinin cildimizin alt kısımlarına gizlenmesidir. Bir başka deyişle, bu evrede cildimizin yüzeyine taşmış kıl ya da tüy yoktur. Epilasyon tedavisi uygulandığında, lazer ışınları sadece cildimizin yüzeyine çıkmış olan kıl ve tüyleri etkili bir şekilde temas edebilecektir. Büyüme evresinde olmayan kıllar ve tüyleri, cildimizin altında yaşamaya devam edeceklerdir. Bu tarz kıllar ve tüylerden kurtulmamız için kesinlikle yapılması gereken şey, bunların büyüme dönemine girdikleri zaman epilasyon işlemine maruz bırakılmaları gerektiğidir. Aslında cildimiz üzerinde yaşadığını belirgin bir şekilde farkettiğimiz kıllar ve tüyler, bölgesel olarak ancak yüzde 20 ila 30 arasında büyüme evresinde yaşamaya devam etmektedirler. Her lazer işlemi sonrasında, o bölgede yaşayan kıllar ve tüylerin ancak bu kadarlık bir yüzdelik kısmından kurtulabiliriz. Bu orandaki kıllar ve tüyleri, her bir lazer atımından sonra yok olmaktadır ve bir daha yeniden gün yüzüne çıkmamaktadır. Ancak bir müddet sonra, cildimizin altına saklandığını söylediğimiz kıllar ve tüyler, büyüme evresine geçmeye başlarlar ve cildimizin üzerinde belirgin bir görüntü kazanırlar. Deri altına gizlenmiş ve büyüme evresine girmesi kesin olan bu kıllar ve tüylerin yok edilebilmesi için lazer işlemlerinin seanslar halinde tekrarlanması mecburidir. Ortalama bir lazer epilasyon işleminin uygulanması, 4 – 8 hafta arası bir zaman aralığı baz alınarak yapılmaktadır. Yine de seans sayısının lazerin uygulanacağı bölgeye göre farklılık göstereceğini söylememizde fayda vardır.

Şunu söylemeliyiz ki, lazer ışınları tek bir bölge haricinde, vücudunuzun neredeyse tamamına uygulanabilen bir tedavi yöntemidir. Lazer epilasyonun ışık demetleri sadece gözleriniz için zararlı özellikler taşımaktadırlar. Bu zararın önüne geçmek için ise, özel koruyucu gözlükler kullanılmaktadır. Sadece göz çukurunuzun yani kaşlarınızın altında kalan bölgeye lazer ışınları ile tedavi uygulanamaz. Bunun dışında, alnınıza, kaşlarınızın arasına, yanaklarınıza ve favorilerinize, boynunuza ve ensenize, kulaklarınıza, kasıklarınıza, üst bacağınıza, dizinize, alt bacağınıza, ayaklarınıza, ayak parmaklarınıza, kollarınıza ve koltukaltlarınıza, ellerinize ve el parmaklarınıza, göbeğinize, kalçanıza, sırtınıza, belinize ve omuzlarınıza, anı zamanda göğüslerinize ve meme ya da bikininiz çizgisi gibi vücudunuzun aşırı hassas kısımlarına da çok rahat bir biçimde lazer epilasyon işlemi yaptırabilirsiniz. Burada bir başka önemli soru daha sormak durumundayız.

Lazer epilasyon işlemleri kimler için uygun değildir?

Bir başka deyişle, kimler bu tedaviden geçirilirse, olumsuz yan etkiler ile karşılaşmaları ve bu sebeple sağlıkları açısından kötücül durumlarla karşılaşmaları olasıdır. Örneğin, kalp hastalığı olan ve bu yüzden kalp pili kullanan hastalara lazer epilasyon işlemlerinin yapılması uygun değildir. Ayrıca gebelik sürecinden geçmekte olan bayanlara ve sarı ya da beyaz tüylü yani ayva tüylü olan hastalara da lazer epilasyon uygulanması zararlıdır. Renksiz kılları ve tüyleri olan hastalara lazer epilasyon yapılamayacağı gibi aynı zamanda siyah bir ten rengine sahip hastalara da lazer epilasyon yapılamaz. Örneğin, kıllarının ya da tüylerinin renkleri açık olan yani pigmentleri az olan hastalar, koyu renkli pigmentleri neredeyse yok gibi olduğundan, böylesi hastalara lazer epilasyon işlemlerinin uygulanması hemen hemen olumlu hiçbir etki üretmeyecektir.

Lazer epilasyon işleminin uygulanmayacağı bazı hastalık türleri de mevcuttur.

Bunlar, (1) uçuk ya da sedef hastalığı olan hastalarda,

(2) prekanserozlu (kanser öncülü) cilt lezyonları olan hastalarda, ve son olarak da

(3) ciltleri enfeksiyon  olan hastalardır.

 

Epilasyonun kısa tarihçesi

Fazlasıyla bronzlaşmış hastalara da lazer epilasyon uygulanması etkin sonuçlar vermeyecektir. Böylesi istisnai durumlarda, deri renginin açılmasını beklemek gerekecektir. Hamile kadınlarda, genel olarak, gebeliğin ilk üç aylık diliminde, lazer epilasyon işlemlerinin kullanılması önerilmemektedir. Bebeklerini emziren kadınlar için ise, sadece meme bölgesine lazer epilasyon işlemleri uygulanması sakıncalıdır.
Aslında biraz geçmişe gidilirse, insanların (özellikle kadınların) eskiden beri istenmeyen kıllarına ve tüylerine karşı amansız bir mücadeleye girdikleri görülebilir. Kadınların istenmeyen kıllarına ve tüylerine karşı mücadelesi 19. yüzyıla uzanmaktadır. Gerçi o zamanki teknikler ve kullanılan aletler bugünkü durumla karşılaştırılamaz bile ancak ortak hedef yine de aynıdır: istenmeyen tüylerden ve kıllardan kesin bir biçimde kurtulmak. Bu bağlamda, kadınların yaptıkları birkaç enteresan işlemden bahsedebiliriz. Örneğin bazı kadınlar, kıl köklerine diken benzeri şeyler batırarak kıl köklerini tahrip etmek isterlermiş. Hatta bazı kadınlar bundan daha da ileriye giderek, ince çivilere ya da tellere benzeyen aletlerle kıl köklerini dağlamayı bile denerlermiş. Bütün bunları okuduğunuzda, 21. yüzyıl dünyasına ait olduğunuz için kendinizi memnun hissedebilirsiniz. Bizim zamanımız böylesi ilkel teniklerin çok ötesinde imkanlar sunmaktadır bizlere. Bu tekniklerden ilki elektroliz dediğimiz şeydir. 1875 yılında ilk kez Charles E. Michel tarafından tıp dünyasına kazandırılan bir kuram vardır. Bu kurama göre, galvonik akımların elektirik üretme yeteneği olduğu için, bu akımlar kıl ve tüy köklerinin tahrip edilmesi işlemlerinde kullanılabilirler. Elektroliz yönteminin Michel ile başladığını biliyoruz. Ancak galvonik akım destekli epilasyon işleminin tam anlamıyla popülarite kazanması için professör M. Kree’yi beklememiz gerekmiştir. Kree, 1916 yılında geliştirdiği ileri teknik ile, lazer epilasyon işlemlerinin uygulanmasında çığır açıcı bir rol üstlenmiştir. Bu yöntem tam manasıyla şöyle işlemektedir: Neredeyse 10 tane iğne alınır ve kıl köküne sokulur ve bu köklere galvonik akım verilir. Bu sayede kıl ve tüy kökleri bir daha hiç çıkmadan ortadan kaldırılabilir. Bir başka yöntem ise termoliz sistemin geliştirilmesi ile tıp alanına kazandırılmıştır. Bu yöntemde ise yüksek frekansların tahrip etme yeteneğinden destek alınır ve buna dayanarak bir takım teknik enstrümanlar geliştirilir. Bu metodun çağının en iyisi olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü bu yöntem, oldukça hızlı ve çok büyük bir etki gücüne sahiptir. Gittikçe termoliz sisteminin cihazlara daha rahat ve zahmetsiz bir biçimde uygulanabilmesinin önü açıldıkça, en etkili ve başarılı sonuçların alınması için gereken teknik düzeye ulaşılmış olundu. Bizim temel ilgimizi üzerine odakladığımız lazer epilasyon cihazları ise, 1990’lı yıllardan itibaren gelişim göstermeye başlamıştır. Kıl renkleri yani pigmentleri aracılığıyla emilen lazer ışınları kıl ve tüy köklerini tahrip edebilmektedir. Ancak bu tür bir epilasyon işlemi için ideal hasta, açık tenli ve koyu kıl rengine sahip hasta tipidir. Kılınız açık renkli, beyaz ya da kızıl ise böylesi vakalarda iğneli epilasyon işlemlerinin yapılması kendisini kaçınılmaz bir biçimde dayatmaktadır. Lazer seansları ile başarılabilen işlemler tamamlandıktan sonra, iğneli epilasyon işlemi ile hastanın tedavisi tamamlanmaktadır.
 

 

 

 

Bir Cevap Yazın