Lazerle varis tedavisi

Lazerle Varis Tedavisi Hakkında Bilmedikleriniz!

lazerle varis tedavisi

lazerle varis tedavisi

İlk olarak varisin ne olduğunu tanımlayarak başlamak istiyoruz. Varis, özelde deri altında bulunan toplardamaların genişlemesi sonucunda oluşan bir hastalığın ismidir. Varis oluşumunda toplardamarlar kıvrımlı bir biçime dönüşmekte ve bu şekilde uzamaktadırlar. Varsiler en fazla bacak derisinin altında ortaya çıkmaktadırlar. Renkleri maviye yakındır. Ancak çapları yani genişlikleri farklı farklıdır. Değişik biçimlerdeki kıvrımlara sahip olan bu varsiler biraz önce de söylediğimiz gibi genelde mavimsi renklerde olurlar. Bunun dışında, bir başka biçimde ortaya çıkan ve adına kılcal damar ya da örümcek varis de denilen bir çeşit varis bulunmaktadır. Varisler uzun yıllar boyunca herhangi bir görünüm kazanmadan deri altında yaşayıp gitme kapasitesine sahiptirler. Ancak bu varislerin zamanla ağrı verici bir hal almasına engel değildir. Bacaklarınızdaki şişmeler varislerin açığa çıktığının en bariz semptomlarından birisidir. Bacaklardaki şişmeden bir süre sonra ise kronik toplardarlarda yetmezlik baş gösterebilir. Kronikleşmiş toplardamar yetmezliği olgusuna tıp literatüründe “venöz” denmektedir. Varisli olan damarlarda kanın pıhtılaştığı görülmektedir. Bu duruma tromboflebit denmektedir ve semptomları arasında bacaklarınızdaki ağrılar, şişlikler ve de kızarıklıklar bulunmaktadır. Varisler genel olarak insanların büyük çoğunluğu için ciddi problemler doğurmaktadır. Yaklaşık olarak konuşmak mümkünse, kadınların % 50 – 55’inde, erkeklerin ise % 40 – 45’inde muhtelif toplardamar sorunları bulunmaktadır. Yaş sınırı bağlamında konuşmak gerekirse, 50 yaşını aşmış her iki insandan birisinde varis ile ilgili bir problem olduğunu söylemek mümkündür.

Varisler neden oluşmaktadır?

 Varis oluşurken toplardamar özelinde tam olarak meydana gelen şey nedir?

Varisin oluşumunu nasıl anlayabilirsiniz? Varis çeşitleri nelerdir?

 

Varisler genel olarak düşünüldüğü zaman, ne gibi sıkıntılara yol açmaktadırlar?

Varisler sizin için çözümü çok zor problemler oluşturmaktan uzak komplikasyonlar olarak tanımlanabilirler. Varislerin, türü ne olursa olsun, çoğu zaman için sadece kozmetik ya da estetik açıdan sorun oluşturduğunu söylemek ihtimaller dahilindedir. Ancak bazı durumlarda varislerin ilerlemesi başka başka problemlere yol açabilmektedir. Bu yüzden, bizce varislerin tedavi edilmesi, komplikasyonun ilerlemesinin önüne geçilmesi ve türlü sıkıntıların önünün alınması açısından çok büyük önem taşımaktadır. Varislerin tedavi edilmemesi çeşitli rahatsızlıklara neden olmaktadır demiştik. Peki, bunlar nelerdir? İlk olarak, varislerin tedavi edilmemesi, ayaklarınızda veya bacaklarınızda şişliklere ve buna bağlı ağrılara neden olmaktadır. Bu şişliklerin ve ağrıların belirli bir kaşıntıyı da beraberinde getirdiği bilinen gerçeklerdendir. Ayrıca, varis tedavilerinin gerçekleştirilmemesi durumunda, ayak bileği etrafında oluşması muhtemel olan deri döküntüleri ve renk değişiklikleri de görülebilmektedir. Yine bu bağlamda, ayak bileği etrafında görülmesi muhtemel olan yaralar (venöz ülser örneği verilebilir) ortaya çıkabilmektedir. Bazı durumlarda, varisli damarda bir delinme görülmekte ve bu varisten dışarıya doğru bir kanama olması ihtimali de bulunmaktadır. Yine kanamaya ek olarak varis dahilinde pıhtı oluşumu ve bu pıhtının gelişip büyümesi sonucunda akciğere de atması ihtimaller dahilinde olan komplikasyonlar arasında sayılabilir. Bütün bunlara ek olarak, toplardamarlar özelinde iltihaplanmaların oluşması da görülmektedir.Yukarıda varis tedavisinin aksatılmasının ya da yapılmamasının neden olabileceği çeşitli hastalıklardan bahsettik.

Peki, varislerin yol açtığı veyahut kuvvetlendirdiği herhangi bir hastalık ya da hastalıklar var mı?

Varislerin neden olması olasılığının en fazla olduğu hastalık, varis içi pıhtı oluşumu denilen vakıadır. Varisli olan damarların içindeki kan akımı yavaşlamaktadır. Bu nedenden ötürü, varisli damarların içinde bir takım değişkenlerin etkisi ile birlikte, pıhtı oluşumu ortaya çıkabilmektedir. Bu durumun ismi “flebit” olarak bilinmektedir. Flebitin ortadan kalkması yani iyileşmesi için haftalar geçmesi gerekmektedir. Flebit, tam manasıyla, “ağrılar”, “kızarıklıklar” ve “şişlikler” ile biçimlenmektedirler. Bunun dışındaki bir durumdan daha bahsetmek olanaklıdır. Bu durum ise tam olarak “derin ven trambozu” olarak isimlendirilmektedir. Bazı durumlar özelinde, pıhtılar varisli damarları geçerek daha derinde bulunan ana toplardamara ulaşmaktadırlar. Böyle olunca da, bu toplardamar tıkanmakta ve “derin ven trambozu” adı verilen durum oluşmaktadır. Böylesi vakıaların çok nadir olsa bile ölüme neden olması ihtimali bulunmaktadır. Şöyle ki, bu tarz durumlarda, variste oluşan pıhtı akciğere sıçramakta ve sonrasında ise akciğerdeki damarları tıkamaktadır. Bu duruma da tıp literatüründe “akciğer embolisi” ismi verilmektedir. Akciğer embolisinin oluşumu durumunda, nadiren de görülse, ölüm vakıaları gerçekleşebilmektedir. Bizce varisli damarlarınızı zamanında tedavi ettirmeniz durumunda, nadiren de oluşma ihtimali olsa bile, yukarıda saydığımız komplikasyonlara yakalanma ihtimaliniz tam anlamıyla ortadan kalkacaktır.

 

Böyle iken, artık varis oluşumlarının tedavi edilebilmesi için sahip olunan tekniklerden ve yollardan bahsetmek gerekmektedir. İlk olarak, varis tedavilerinin tam olarak iki tane amacının olduğunu söylemek istiyoruz. Bu amaçlardan ilki, varise neden olduğu ancak bir muayene sonucu bilinebilen yani hastanın ayırdında olmadığı ve yetmezlik damarı denilen durumun ortadan kaldırılmasıdır. İkinci amaç ise, hastanın farkında olduğu ve yüzeyel varisler olarak bilinen varislerin ortadan kaldırılmasıdır. Varis oluşumuna sebebiyet veren yetmezlik damarının ameliyatı, lazer, radyofrekans ve de köpük yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. (Yetmezlik damarı, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, kasık ile ayak bileğiniz arasında kalan safen toplardamarı olarak bilinmektedir). Bu tarz varis durumlarının tedavi edilmesindeki en klasik yol, varise sebep olan damarın cerrahi araçlar kullanılarak çıkarılmasıdır. Bu tarz ameliyatlarda genel anestezi kullanılmaktadır ve de bu biçimde yapılan tedavilerin iyileşme süreci diğer tedavi yöntemlerine göre daha uzun olmaktadır. Diğer ameliyatlara göre daha zahmetli bir niteliği olduğunu da eklemek gerekmektedir.

 

“Köpük skleroterapisinin” bütün yöntemler içerisinde en rahat ve zahmetsiz uygulanabileni olarak görülmektedir. Bu tedavi özelinde yapılan şey, büyük damarın içinden ilaç verilmesi ve damarın bu sayede tıkanmasıdır. Gelgelelim bu tedavi biçimi tek başına yapıldığı zaman, varisin tekrardan ortaya çıkma ihtimali olduğunu da belirtelim. Hatta varisin tekrarlaması olasılığının en fazla olduğu tekniğin köpük skleroterapi olduğunu söylemek bile mümkündür. Bu özelliğinden ötürü, köpük skleroterapisi, lazer ile yapılan varis tedavisinin hemen ertesinde uygulanmaktadır. Lazer ve radyofrekans yöntemleri tam olarak aynı yöntemi benimsemektedir. Bu tedaviler özelinde, dizinizin hizasından damarınızın içine bir kateter yerleştirilmektedir. Bu kateter, lazer ışınlarını ya da radyofrekansının gönderdiği radyodalgalarını iletebilmek özelliğine sahiptir. Kateter ısıyı tutabilen bir yapıdadır. Bu sebeple, kateterler, damarın içeriden tedavi edilmesi için yakılabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu iki yöntem özelinde, hiçbir biçimde herhangi bir kesinin dikiş işleminin ya da anestezinin uygulanmasına gerek kalmamaktadır. Yalnızca işlem yapılacak damarın çevresine uyuşturucu özelliği bulunan ilaçlar enjekte edilmeltedir. Günümüzde tekniğin ulaştığı boyutlar dikkate alındığı zaman, günü birlik biçimde yapılan tedavilerin aynı gün içerisinde işleminizin bitirilmesine ve taburcu edilmenize yardımcı olduğu bilinmektedir. Yani ameliyattan önce ya da sonra herhangi bir biçimde hastanede kalmanıza gerek görülmemektedir. Hastaların şikayetlendiği yüzeyel varisler özelinde ise, lazer tedavisi uygulanmaktadır. Aynı seans özelinde ya da işlemden biraz sonra, köpük skleroterapisi de uygulanmaktadır.

 

Peki, varis gelişiminin nasıl engellenebileceğine yönelik ne gibi şeyler söylenebilir?

Bu konuda hemen şunu belirtmek istiyoruz: Varislerin gelişmesini engellemeye yarayan ve etkin olarak işleyen bir yöntem bilinmemektedir. Ancak kan dolaşımının düzenli bir hal alması ve buna bağlı olarak bacak kaslarının güçlü bir yapı kazanması durumunda, varislerin ortaya çıkması ya da yayılımı durdurulabilmektedir. Bu yayılımın durdurulması için size önerebileceğimiz bazı yöntemler şöyledir:

1) Bazı egzersiz hareketler (örneğin yürüyüş yapma ve koşu, bisiklet sürme ve yüzme gibi düzenli sporlar) baldırınızdaki kaslarınızın çalıştırılmasına ve bu sayede kanınızın pompalanmasına yardımcı olmaktadır. Bu yüzden, kan bacaklarınızda birikmemektedir. Kanın birikmemesi de varislerin oluşumunu engellemektedir. 2) Bacaklarınız özelinde kan akışının göllenmesi denilen durumun oluşmasına neden olan, uzun süreli ayakta kalma ya da yine uzun süreli oturma faaliyetlerinden kaçınmanızı öneriyoruz.

3) Ayakta durmak zorunda iseniz, bazen bir bacağınıza çok fazla yüklenirsiniz. Bu durumda oluşan ağırlığın bir bacaktan ötekine aktarılmasını ve de arada bir parmak uçlarından kalkıp inmenizin faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

4) Yine, uzun süreli olarak oturmak zorunda kaldığınız yolculuklar esnasında ya da oturarak çalışmak zorunda olduğunuz iş yerinizde, her saat başına denk gelecek şekilde kısa yürüyüşler yapabilirsiniz.

5) Uzun süreli olarak ayakta kaldığınız bir durumdan sonra, dizlerinizi hafif bükerek yapacağınız bacaklarınızı yukarı kaldırarak yatmanız da, varis oluşumunu önleyici değişkenlerden birisidir.

6) Her türlü durumda, ayaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenme alışkanlığı kazanmanızın da varis oluşumunu engelleyici bir yönü olduğunu belirtmek istiyoruz.

7) Otururken bacak bacak üstüne atmadan oturmanızı ve aynı zamanda bacaklarınız  aşırı sıcaktan korumanızı da önermekteyiz. Hamamlar, saunalar ya da kaplıcalar gibi yerler, damalarınızın genişlemesine ve de şikayetlerinizin artmasına neden olabilmektedir.

8) Kan dolaşımınızın normal seyrini engelleyecek derecede sıkı olan kıyafetlerinizi giymekten kaçınınız. Ayırca, benzer şekilde, baldırlarınızdaki adeleleri zorlama ihtimali bulunan yüksek topuk ayakkabıları giymekten de kaçınmanızı tavisye ediyoruz. Bunlar yerine ortopedik özellikli ayakkabıları seçmeniz sizin için daha iyi olacaktır.

9) Varis oluşumundan kaçınmak için fazla kilolardan kaçınmanız gerekmektedir. Bu sebeple sağlıklı bir beslenme sistemine sahip olmanız gerekmektedir. Unutmayınız ki, aldığınız her bir kilo bacaklarınızın kaldırması gereken yükü miktar alarak aktaracaktır.

10) Yüksek lif oranına sahip olan ve aynı zamanda az tuzlu olan gıdalar tüketmenizde de fayda vardır. Böylesi gıdalar, karın içi basıncının artmasını sağlamakta ve buna müteakip bacaklarınızdaki kanın göllenmesini engellemektedir. Kabızlık durumunda da kanınız göllenebilmektedir.

11) Varisli damarlar dışında, ayaklarınızdan bacaklarınızın üst bölümlerine kadar masaj ve hidroterapi uygulamaları yapmanız sizin için faydalı olacaktır.

12) Son olarak, varis veyahut destek çorapları denilen şeylerden kullanmanızın da varis oluşumlarını engelleyici olumlu potansiyellerinden bahsetmek istiyoruz. Gerçekten de, ayakta durarak çalışmak zorunda olanlardan tutun da yeni yeni varis oluşumları görülen kişilere kadar, riskli durumlara açık kişilerin varis çoraplarını kullanmaları, varis oluşumlarının engellenmesinde ve tedavisinde oldukça faydalıdır.

 

Yukarıda da söylediğimiz gibi, varislerin tam olarak neyin sonucunda oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak ortaya çıkan durum bellidir. Toplardamar duvarı yapısal bir bozulma geçirmektedir. Bu yüzden de toplardamar genişleyip büyümektedir. Ancak burada bilinmeyen bir şey vardır: Acaba bozulma denilen şey tam olarak damar duvarında ortaya çıkan bozulmadan mı yoksa kapakçıkların hasar görmesinden mi kaynaklanmaktadır? Bu sorunun yanıtı hiçbir biçimde net değildir. Varislerin oluştuğu vakıalar gözden geçirildiği zaman görülmektedir ki, bu tarz durumlar tam olarak ailesel kalıtım yoluyla bireylere geçmektedir. Gerçekten de vakıalar özelinde ailesel yatkınlığın en önemli varis oluşumu nedeni olduğunu söylemek mümkündür. Bu oranın tam olarak ne olduğu belli olmamakla birlikte, % 80 oranında bir ailesel yatkınlığın olduğunu söylemek mantıklı görünüyor. Gebe kadınlarda da varislerin yaygın bir biçimde ortaya çıktığı görülmektedir. Ancak bu durum tam olarak kalıtsal değil tam anlamıyla hormonal değişikliklerin bir ürünüdür. Gebe kadınlar özelinde bazı hormonların düzey olarak aşırı arttığı gayet iyi bilinmektedir. Bu hormonal artışlar, damar duvarlarında bulunan düz kaslarınızı etkilemektedir. Bu yüzden damarlarınızda bir genişleme yaşanmaktadır. Hamilelik ilerledikçe ve bu yüzden de anne karnındaki bebek büyüdükçe, genişleme yüzünden bebeğin ettafta bulunan toplardamarlara baskı yapması durumu da, toplardamarlara  baskı yapılmasını ortaya çıkarmaktadır. Sorunsuz geçen bir doğum işleminden sonra bu variserin neredeyse % 60 ile 70’i kendiliğinden düzelmektedir. Bütün bunların dışında, varislerin oldukça nadir olan sebepleri de bulunmaktadır. Derin toplardamarları tıkanmış olan kişilerde yüzeyel toplardamarlar bütün bir bacağın kirli kan dönüşü sürecini üstlenmektedir. Bu yüzden de bu yüzeyel toplardamların çapı genişlemekte ve varis görünümü ortaya çıkmaktadır. Gelgelelim bu toplardamarlara özel bir cerrahi müdahalede bulunulmamalıdır. Çünkü bu tarz toplardamarlar vücudumuzun doğal bir savunma mekanizmasını oluşturmaktadırlar. Son olarak, atardamarları ile toplardamaları arasında bağlantılar ortaya çıkan kişilerde de varislerin oluşması durumu ortaya çıkabilir. Böylesi vakıalar özelinde varis oluşumunu örtük biçinde tetikleyen hastalığın tedavi edilmesi gerekmektedir.

Günümüz tıp biliminde, toplardamar hastalıklarının şiddet boyutları 0 ila 6 arasındaki bir derece ile ifade edilmektedir. 0. Derece’de ortalıkta görülen herhangi bir toplardamar hastalığı yoktur. 1. Derece’de 1 ila 3 mm arasında değişen boyutlarda görülen ince varislerin oluşması beklenir. 2. Derece’de, çapı 4 mm’yi aşan gerçek varis oluşumu ortaya çıkmaktadır. 3. Derece’de, tam olarak bacaklarınızda şişmeler meydana gelmektedir. 4. Derece’de, cildinizde siyah ve kahverengi arasında gidip gelen renk değişiklikleri ortaya çıkmaktadır. 5. Derece’de, cildinizde değişimler ile birlikte ayak bileğiniz etrafında ortaya çıkan iyileşmiş yaralar görülmektedir. Son olarak 6. Derece’de, açık seçik bir yara durumunun –özellikle ayak bileğinin iç kesiminde– ortaya çıkması meselesi ile karşı karşıya kalınmaktadır.

 

Varis tedavisi de, bir çok tedavi gibi, ne kadar erken başlarsa, hasta için o kadar iyi bir sonucun alınmasına vesile olacaktır. Erken tedavi ile birlikte, ilerleyen zamanlarda ortaya çıkma ihtimali olan komplikasyonların da önü alınmış olacaktır. Skleroterapi yönteminin belirli damar tiplerinde –özellikle kusurlu damarlarda- ve kusurlu damar oluşumlarının azaltılmasında kullanıldığını tekrar belirtelim. Ayrıca damarlarınızdaki varislerin azaltılması doğrultusunda diğer tedavi teknikleri ile kombine edildiğini de belirtmek gerekmektedir. Son dönem teknik yenilikler ile birlikte artık varis tedavileri oldukça ağrısız ve sızısız bir biçimde gerçekleştirilebilmektedir. Uzman cerrahlar artık genişlemiş damarları sağlam damarlara hiçbir zarar vermeden lazer yöntemi ile tedavi etmeyi başarabilmektedirler. Tedavi tamamlandıktan hemen sonra hastalar gündelik yaşamlarına hemen dönebilmektedirler.

Varis tedavisi sık sorulan sorular

Bir Cevap Yazın