varislerin tedavi edilmemesi durumunda ne gibi sıkıntıların ortaya çıkacağıdır

Varis hastlarının en çok aklına takılan sorulardan birisi, varislerin tedavi edilmemesi durumunda ne gibi sıkıntıların ortaya çıkacağıdır.

Tedavisi yapılmayan varislerin büyümesi ve çoğalması sürecektir. Bu tarz çoğalmalar yaşam kalitenizi etkileyecektir. Zaman içerisinde varislerin artması ile birlikte, bacaklarınızda şişlikler ve renk değişiklikleri ile birlikte aynı zamanda dermatit ve dolaşım bozukluğu ile alakalı yaralar da ortaya çıkabilir. Örneğin ülserin ortaya çıkması böyle bir şeydir. Büyük varislerin içlerindeki kan akışının durağan olması bu damarlardaki kanın pıhtılaşmasına neden olmaktadır. Bu pıhtılaşan kanın derinde yer alan toplardamara ya da akciğere ulaşması da mümkündür. Çok nadir bir biçimde ortaya çıksa bile varislerin kanaması yüzünden yaşanan ölüm olaylarının varlığı da bilinmektedir. Varis hastalarının aklına takılan bir diğer soru ise, kaçağa neden olan safen toplardamarının ileride yapılması gereken “koroner bypass” ameliyatı için işe yarayıp yaramayacağıdır. Bacakta bulunan safen toplardamarının bypass ameliyatı özelinde kullanılabildiği doğrudur ancak bu durumun oluşması için bu toplardamarların normal çapta olması gerekmektedir. Gelgelelim varisli hastaların bu damarları genel olarak oldukça geniştir ve bu yüzden de kalınlaşmışlardır. Bizce bu yapısal özelliklere sahip olan damarlar koroner bypass ameliyatında kullanılmaları için uygun nitelikte değillerdir. Ek olarak, günümüzde yapılan koroner bypass ameliyatlarında safen toplardamarından ziyade, göğüs atardamarı ve el atardamarı kullanılmaktadır. Bu atardamarlar kullanılarak yapılan işlemler oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Biz, varisli hastaların kişisel kalp problemlerini dert edinerek varis tedavisini ertelemelerini doğru bulmuyoruz. Tıbbi pratikler bu sorunun çözümü için gereken olanakları sağlamış görünüyor.

Varisli hastaların aklına takılan bir başka sorun, reflü yaparak varislerin ortaya çıkmasına neden olan toplardamarın endovenöz lazer vasıtasıyla kapatılması işleminin hastanın vücuduna zarar verip vermeyeceğidir.

Kaçak yapan toplardamarın vücut özelindeki işlevinin tam tersini yaptığını söyleyebiliriz. Bu durum, bacaktaki öteki toplardamarların akciğere transfer ettikleri kirli kanın tekrar bacaklara kaçmasına neden olmaktadır. Bu yüzden varisli toplardamarlar vücuda zararlı yapıdadırlar. Bu durumda varisli toplardamarlar normal bir biçimde işleyen bacaktaki diğer toplardamarların işleyişine belirgin bir ağırlık kazandırmaktadır. Bir başka deyişle, varisli toplardamarlar normal ve olağan standartlarda işleyen toplardamarların işleyişine belli bir yük bindirmektedir. Biz, bu sebepten ötürü, kaçak yapan toplardamarın ameliyata tabi tutularak diğer damarların işleyişine engel olmasının önüne geçilebileceğini düşünüyoruz. Kısacası, bu tarz bir işlem vücudunuza zarar vermek yerine vücudunuzu rahatlatacaktır. Varisli hastaların en çok sordukları sorulardan birisi de transdermal lazer ile endovenöz lazerin birbirlerinden farklı olup olmadıklardır. Bu iki işlem biçiminin birbirlerinden tamamen farklı olduğunu söylemek mümkündür. Yüzeyel yani transdermal lazer ile cildinizin içindeki kırmızı renkte olan varisler cildinizden geçerek verilen lazer enerjisi sayesinde tedavi edilmektedir. Bu tedavi biçiminin yıllardır kullanıldığından yukarıda bahsetmiştik. Endovenöz lazer işlemi ise ilk olarak 2002 yılında uygulanmıştır. Bu tedavi ile büyük varislere neden olan damarlar ameliyata gerek kalmayacak bir şekilde kapatılmaktadır. Diğer yönteme göre oldukça yeni bir yöntem olduğundan yukarıda da bahsetmiştik.

Varis hastalarının en çok aklına takılan sorulardan birisi de varis tedavisinde yapılabilecek yanlışların var olup olmadığıdır.

Bu bağlamda ortaya çıkan en önemli yanlış, uzman cerrahın ya da ameliyatı yapan kişinin varisin nedeninin tam olarak anlamadan tedavi sürecini başlatmasıdır. Her bir ayrı varis vakıasında var olan şey, varislere kan kaçmasına neden olan ve bu yüzden varislerin şişmesi ile sonuçlanan damarların varlığıdır. Gerçekten de varislerin gerçek nedeni bu damar ya da damarlardır. Ancak ve ancak tecrübeli bir radyologun yaptığı doppler ultrason işlemi ile birlikte bu damarların yapısı net bir biçimde anlaşılabilir. Tedavi hayata geçirilecekse ilk olarak bu kan kaçmasına neden olan damar ya da damarlar kapatılmalıdır. Daha sonra ise varislerin kendileri tedavi edilmelidir. Varis hastalarının aklına takılan bir başka soru da şudur: Yapılan ultrason işlemleri sonucunda eğer hastada derin toplardamar yetmezliği olgusuna rastlanırsa, bu durumda varis tedavisinin yapılabilir mi? Derinde yer alan toplardamarda ortaya çıkan yetmezlik durumu eğer önceden oluşmuş bir kan pıhtılaşması sonucunda ortaya çıkmamışsa, büyük ihtimalle yetmezlik olgusuna neden olan şey yüzeyel toplardamarın yetmezliğidir ve bu durum özelinde yaygın bir biçimde kabul edilen fikriyatın aksine varis tedavisi başarılı bir biçimde uygulanabilmektedir. Derin toplardamar özelinde ortaya çıkan yetmezlik durumunun uzman cerrahlar tarafından doğru bir biçimde teşhis edilmemesi durumunda birçok hastanın varis ameliyatı olması durumu engellenmiş olacaktır. Bu hastaların hayatları boyunca varis problemleri ile yaşamaları büyük bir hatadır. Doğru bir ultrasonografi ile hastalar varislerinden kolayca kurtulabilmektedir.

Varisli hastalar, endovenöz tarzı lazer işlemlerinde, normalde varislerin dizin altında yer alması durumuna rağmen tedavinin diz üstünden başlamasının nedenini de merak etmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi varis hastalarında diz altında bulunan ve görünür olan varislere kan kaçıran ve bu varislerin oluşmasına neden olan bir ana damar bulunmaktadır. Bu damarın genel olarak diz üstünde olduğu söylenebilir. Bu damar “safen toplardamaları” dediğimiz damardır. Eğer bir varis tedavisinden iyi bir sonuç alınmak isteniyorsa, ilk olarak varisin nedeni daha sonra da varislerin sonuçları tedavi edilmelidir. Bizce, birçok varis hastasınınilk olarak varise neden olan durumu çözülmelidir yani diz üstünde bulunan hastalıklı damar tedavi edilmeli ve sonrasında da varislerin kendileri tedavi edilmelidir. Varis hastaları, varis tedavisinin ağrılı olup olmadığını da merak etmektedirler. Varis tedavisi hem genel anestezi hem de lokal anestezi başlığı altında yapılabilmektedir. Lokal anestezi yapıldığı zaman hastanın hafifçe bir ağrı duyması mümkündür. Bunun dışında varis tedavilerinde herhangi bir acı ya da sızı oluşması söz konusu değildir. Yeri gelmişken varis tedavisinin kaç seanslık bir tedavi sürecinde uygulanması gerektiğini de belirtmek istiyoruz. Büyük çaplı varisler genel olarak tek bir seans özelinde tedavi edilebilmektedir. Ancak bazı durumlarda bir ikinci seansın da uygulanması gerekebilir ki bu duruma karar verecek olan kişi uzman cerrahınızdan başkası değildir. Orta boy varislerin tedavi edilmesi için 2 ya da 3 seanslık bir skleroterapi süreci gerekmektedir. Son olarak, kılcal varislerin tedavi süreci ise 3 – 5 seanslık bir aralığı kapsamaktadır. Varisli hastalar, tedavileri tamamlandıktan sonra varislerinin ne kadarlık bir zaman aralığında iyileşeceğini de merak etmektedirler. Ancak bir varisin iyileşme süresi varisin tipine ve kişilerin toplumsal yaşantılarına göre farklılık göstermektedir. Büyük varisler özelinde konuşmak gerekirse bir aylık bir süre zarfında hem bacaklarda hem de varislerin kendilerinde bariz bir düzelme görülmektedir. Ayrıca iyileşme süreci ilk ay ile sınırlı kalmaz ve sonraki süreçte de devam eder. Ancak büyük varislerin tam olarak iyileşmesi maksimum 6 – 7 ay arası bir zaman dilimine tekabül etmektedir. Gelgelelim orta boylu ve kılcal varislerin iyileşme süreçleri çok daha kısadır. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi bu tarz varislerin tedavi edilmesi için birden fazla sayıda tedavi gerekmektedir. Varis tedavisi olmayı düşünen hastaların en çok aklına takılan sorulardan birisi de varislerin tedavi edildikten sonra tekrardan nüksedip etmeyeceğidir. Kısaca şunu söylemek mümkündür: Başarılı bir biçimde yapılmış bir varis ameliyatından sonra varislerin tekrardan ortaya çıkma ihtimali yok denecek kadar azdır. Ancak varislerin oluşma nedeni genetik faktörler ile alakalı ise, vücudunuzun ilerleyen bir zaman diliminde aynı ya da diğer bacakta yeni varisler oluşması namına işleyebileceği düşünülebilir.

Bir Cevap Yazın